• 0

    Anti madde nerede?

  • 0
    Bilinen evrenin %68.3'ü karanlık enerji %26.8' i karanlık madde ve kalanı da bildiğimiz madde ve enerji (% 4.9ise, evrendeki anti-madde oranı nerede?
    Bildiğimiz enerji ve maddenin de büyük kısmı enerji (yanlış hatırlamıyorsam %95 civarı ama bilen doğrusu ile düzeltsin) kalanı madde.
    Tüm evrenin yaklaşık binde 2.5 civarı madde ise ve anti madde miktarıda eşit ise, bu hesaplamlarda nereye dahil edilmeli?
  • 0
    Gözlemlediğimiz galaksilerden bazıları belki de birçoğu tamamen anti maddeden meydana gelmiş olabilir bunu henüz bilmiyoruz.
    Origin 18 Nisan 2017
  • 0
    Hadi şu an için durum müsait diyelim ama, evrenin daha küçük olduğu evrelerde bu anti-madde galaksilerle , madde galaksiler arasında sadece kütleçekimsel değil, elektromanyetik olarakta bir çekim vardı, tahminen.
    Yani bu iki tip galaksi arası çekim çok çok daha güçlüylen ve birbirlerine çok yakın iken niye birbirlerini nötrlememiş olabilirler?
  • 0
    Necmi Bey, öncelikle teşekkür ederim.
    Bu konudaki bilgilerimin ve fikrimin büyük çoğunluğu sizinki ile uyumlu. Ama salt kendi fikrim olmasından ziyade, bir kaç yerden teyit ve fikir alma ihtiyacı duyuyorum.

    Çünkü geliştirmekte olduğum varsayımlarda, mevcut bilimsel veri ve bakışlar üzerinde hareket ettiğim halde, bazen yanlış bilgilere de kapılabilirim.
    (Tabii bunda kendi bakış açımdan yaklaşıyorum, süper akışkan evren ve dalgalar :-) Bu açıdan anti-madde nasıl ele alınabilir? Bunun üzerindeyim.)

    Bu yüzden çok teşekkür ederim. Diğer sorularımı da aynı şekilde ele alırsanız, çok yardımcı olacaksınız.
    Saygılarımla
  • 0
    Sanırım anti-madde burnumuzun dibindeymiş... :-) Hakikaten burnumuzun dibinde...
    http://evreneyenibirbakis.blogspot.com.tr/2017/04/anti-madde-nerede.html
  • 0
    Teşekkür ederim. :-)
    Bu senaryo, kabul edilen ve üzerine gelişim sağlanan senaryo. Üzerinde tartışmak beni aşar.


    Ek olarak; o küçük kusuru tanımlayayım; daha önceki yazışmalarımızda aşırı ısıtılmış suyun durumunu değerlendirmiştik. Su moleküllerinin sakin, stabil durumu, basit bir etki ile bozuluyordu.
    Aynı mantığı KEP'lere (Küresel Enerji Paketçikleri- Belki de sıkışmış fotonlar olabilir diye düşünüyorum şimdi-) uygulamıştım.

    3 uzamsal boyutun oluşumunu da hatta bu sakin paketçikler arasındaki boşluklara bağlamıştım
    ( http://bit.ly/2p9dYUv de; http://bit.ly/2q3Dyav ve http://bit.ly/2oyT8L8 ). Çünkü kürenin geometrisi buna olanak sağlıyordu. Ayrıca küre dıştan (her yönden) basınca karşı en dayanıklı doğal yapı.

    Eğer enerji ilk başta bu durumda ise, aralarındaki yapı bozulupta titreşmeye başlayıp, birbirilerini itmeye, fırlatmaya başlayınca, oluşturdukları homojen ve düzenli yapı, 3ncü aşamadan (bozulmanın içten dışa 3ncü sırası) sonra bu KEP'lere uygulanan kuvvetlerin vektörleri yüzünden çarpışmalar olacağı için düzenleri ve homojenlikleri bozulmuş olmalı.
    (İlk KEP 12 KEP ile fiziksel temas halinde direk, sonraki sıradaki 8 KEP ile arada boşluk kalacak şekilde, titreşim ile doğrudan temas halindeydi.)

    İlk bozulma için kafamda, bir KEP'in ortamdan alınması yeterli oluyor. Ya da ona çok hafif bir ek enerji verip, titreşim alanının genişletilmesi ...
    Kalanı matematik ve kuvvet vektörleri yapıyor. Bir kuvvet vektörü, eşit açılı 12 kuvvet vektörüne bölünüyor. Her biri 3 tane eşit açılı farklı vektöre kendi enerjilerini katarak bölüyor. 3ncü sıraya gelince, artık kürelere ulaşan bilşek vektörlerin doğrultuları ve etki güçleri farklılaşmya başlıyor. 4ncü sıradan sonra bozuluyor, 5ncü sırada kaos başlıyor. Çünkü genişleyen alandan dolayı, aktarılan kuvvetlerin miktarı ve yönleri bir sonraki sıra KEP'ler için farklı farklı oluyor.
    Zincirleme reaksiyon gibi bir şeydi.
    https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/6d/Translational_motion.gif
    https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/5/51/Brownianmotion5particles150frame.gif
    (mavi çizgiler değişen vektör yönleri)

    Sanırım o ufak kusur, böyle bir şeydi. Bu yaklaşım, parçacık yaklaşımıyla da uyumlu.
    ---------------------------------0----------------------------

    Senaryo da anti maddenin olmayışına gelince, üzerinde düşünene kadar bende gerek görmedim. Onsuz bir çok şey açıklanabiliyor.
    Zıt spini ve elektrik yükü ile temel parçacıklar arasında anti madde temel parçacıkları olması da, bildiğimiz maddenin oluşumunda en doğal ve basit çözüm olarak karşıma çıkınca şaşırdım da...
    Sanırım bu yüzden temel parçacıkların aralarında bağlayıcı olarak, anti madde parçacıklar da var.

    Çünkü içindeki bulundukları sistemi tamamlayıp, kapalı hale getiriyorlar. Anti maddenin olmadığı daha büyük sistemlerde ise bu görevi elektrik yükleri, (sizin) kuark renkleri ( Biliyor musunuz o konuyu hala kavrayamadım. Eksiğim) tamamlıyor.
    (Spinlerin sistemlerini kapalı hale getirmeye yarayan özelliklerinin ise tamamen akışkan dinamiğinden kaynakladığını öngörüyorum.)

    Burada önemli olduğunu düşündüğüm şey şu; anti maddeyi bulmak için çok uzaklara bakmaya gerek yok. O zaten en başta farklı bir zaman çizgisine dahil olmuş ama yanıbaşımızda...
    Ve bu dalgaların doğal etkileşim yapısıyla uyumlu.
    Olaya parçacık açısından bakarsak, anti-maddenin , madde ile etkileşime girmemesi için muhakkak farklı bir yerlerde olması ya da neredeyse tamamen tükenmiş olması gerekiyor.
    Oysa onu tüketebilecek tek şey ise, madde... Hem de eşit miktarda yaratılmış olan madde.

    Yaklaşımı şu açıdan da ele almaya da çalışıyorum. Sizin evrenin dışındaki negatif enerji yapısıyla benzerliği olabilir mi diye... Çünkü sizin yaklaşımızda, anti madde yok olmak zorunda değil, farklı koşullarda veya farklı bir ortamda olması yeterli gibi gözüküyor.

    Yaklaşımınızdaki tek (benim için) sorun, o küçük paketçiklerin sabitliği ve evren genişledikçe aralarına yeni paketçiklerin hiç yoktan dahil olması.
    Sanki toplam enerji artıyormuş gibi geliyor. Anlayamadığım (tekrarlı okuduğum halde) kısmı da bu.
    ------------------------------------------------------------------
    Çalışmada kullnadığım animasyonların tamamı, çeşitli fizik araştırmalarının sonuçlarını ve kavramlarını anlatan animasyonlardan uyarlama. Uyarlamadıklarımda kaynakları yazıyor zaten.
    Yani animasyonlarda olan olgular doğada farklı ad ve amaçlar altında var. Ben sadece benzerliklerinden faydalanıyorum. Çünkü evrenin işleyişi için çok fazla temel kurala gerek yok bence...
    Yanlış hatırlamıyorsam bu konuda sizin de aynı yönde ilham veren ifadeniz vardı...
    Tekrar teşekkür ederim.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap