• -1

    Fotonlar Higgs Alanından Etkilenmiyorsa?

    Emre Alkan 10 Nisan 2017
  • 0
    Sudan Geçtiği Zaman Neden Yavaşlıyor?
    Emre Alkan 10 Nisan 2017
  • 0
    Madde içerisinde yavaşlayan foton değil, ışıktır. Genel olarak yanlış kullanılan bir tabir olduğundan belirtmek istedim. Işık demeti bir ortama girdiğinde atomlarla olan etkileşimleri sonucu absorblanma ve tekrar yayılma birbirlerini tekrar ederek düz bir dağılımı engeller. Tüm bu etkiler ışık demetini yavaşlatır. Higgs alanı ise parçacığın kendi kütlesinin neden olmadığını açıklayan alan tanımıdır. Foton bir ortamla etkileşime girdiğinde kütle kaybetmediği ya da kazanmadığı için higgs alanı ile ortam etkileşimi arasında bir benzerlik yoktur.
    Vide supra 10 Nisan 2017
  • 0
    Absorblanma ve yayılma gibi olayları daha çok açıklarmısınız?
    Emre Alkan 10 Nisan 2017
  • 0
    Öncelikle verdiğim cevap en iyi tabirle eksik çünkü ışığın dalga özelliği üzerine konuşmadan bu soruya net bir cevap vermek imkansız olacaktır. Higgs alanı üzerine düşünürken asıl zor soruyu benim de yanlış bildiğim şekilde cevaplamış bulundum.

    Işık ortamdan geçerken sahip olduğu elektrik alan, atomun düşük seviyedeki elektronlarını uyararak yeterli enerji sağladığında elektronu üst enrji katmanlarına çıkarır. Bu absorblama ya da soğurma denir. Enerji kesildiğinde elektron düşük enerji seviyesine geri dönerken tekrar enerjiyi elektromanyetik dalga olarak yayar. Sadece bu açıdan bakınca ortama giren ışığın tamamen rastgele emilim ve yayılım şeklinde tüm doğrultulara yayılması ve belirli bir ışık demeti şeklinde çıkmaması gerekir.

    Elektromanyetik dalga ortama girdiğinde etki ettiği tüm atomları aynı şekilde titreştirerek her bir atomun kendi em daldasını yaydığını ve bu dalgaların süperpozisyonu olarak birleşen dalganın ışıktan yavaş ilerlediği doğru olan yaklaşımdır. Daha ilginç olan ise başka bir açıklama olarak vakumdaki fotonlar ile belirli bir ortamdaki tüm etkileşimler ve titreşimler sonucu oluşan fotonların farklı sistemlerde oluşması sebebiyle farklı parçacıklar olabileceğinden bahsetmekte. Ortamla bağlı olan bu parçacık ise polariton adında, fotonla aynı dalga özelliklerinde fakat ışıktan yavaş olduğu için kütlesinin bile olduğu düşünülüyor. Ve soru buradan tekrar beni yanıltarak higgs alanına dahi çıkabilir gibi görünüyor.
    Vide supra 10 Nisan 2017
  • 0
    Vide supra 11 Nisan 2017
  • 0
    Buyrun, attığım kaynaklarda neden bu klasik yaklaşımın yetersiz olduğu açıklanıyor.
    Vide supra 11 Nisan 2017
  • 0
    Aslında oldukça karışık bir soru ve basit cevabı da sorunun kendisinden daha büyük kafa karışıklıkları yaratabilir. Bu açıdan uzun yazdım yanlış anlamayın yoksa gereksiz ayrıntı kısmında aynı fikirdeyim.
    Vide supra 11 Nisan 2017
  • 0
    Fotonlar Proton Ve Nötronlar ile herangi bir etkileşime girmiyormu ne farkları var

    Emre Alkan 11 Nisan 2017
  • 0
    Fotonların kendi hızları yoktur. Durağandırlar. Onları elektromanyetik dalgalar taşır. Fotonlarda birer sorfçü olarak varlıklarını sürdürürler.
    Elektromanyetik dalga, daha yoğun ortama giren bir dalga gibi tepki verir. Frekansı değişmez, kırılır, yavaşlar... Üzerinde taşınan foton ise enerjisini başka bir frekansta titreşerek taşır.
    Eğer bu frekansla zıt yönlü uyumlu olarak titreşen parçacıklara denk gelirse, (destructive waves) tüm enerjisini onlara aktararak soğrulur.

    Eğer bir kısmını koruyabilirse, ortamdan çıktığında artık frekansı değişmiş olarak devam eder.
    Örneğin, gün ışığı yeşil camdan geçerken foton sadece yeşil rengi sağlayan frekansla uyumlu olan titreşimlerden etkilenmez.
    Böylece çıkan ışık sadece yeşil rengin frekansı olur. (Tabii gerçekte diğer frekanslarında çok cüzi bir kısmı geçiyor ama yeşil baskın hale geliyor.)
    Bu arada içinden geçtikleri ortam bu aldığı fotonların enerjisi ile ısınır. Hatta bu enerjinin bir kısmı elektronlara yüklenir ve onlarda bunu tek-düz renk (tek frekans) olarak foton yayılımı ile atarlar. Çünkü elektronların yüklenebileceği ve atabileceği enerji miktarı sınırlı bir aralıktadır.)

    (Burada içinde bulundukları maddenin atom numarası, yani elektron sayısı ve yörünge düzeyleri önemli. Enerji yüklenen elektronlar geçici olarak yörünge değiştirir. Sonra eski yörüngelerine geçerken, bu fazla enerjiyi foton olarak atarlar. Bu ışımayı, soğuma olarakta tanımlayabiliriz, lazer ışığı olarakta, fotoluminesans olarakta ... Her şey enerji yoğunluğuna, maddenin özelliklerine bağlı ve değişken)...
  • 0
    Asıl, "Genel kabul gören "fizik" anlayışı" kısmen bana aykırı...

    Kast ettiğiniz bilim çevreleri ise Galileo'nun karşısındaki engizisyon ve cizvitleri ile kaynakları gibi...
    Bunları ilk söyleyen benim (sanırım) . O yüzden daha kaynak olamadılar.

    Mevcut yaklaşımın hatalı olduğunu düşünüyorum. Hatalı olduğunu düşündüğüm bir şeyi de, sırf "kitaplara geçtiği için" ya da "çoğunluk sorgulamadan, doğru diye kabul ediyor" diye kabullenmeyeceğim... (Bana da bu yakışır zaten)

    Eğer fotonun kendi hızı var ise, açıklayınız. Frekansı değiştiğinde yani taşıdığı enerji miktarı; hızı niye etkilenmiyor?

    Enerji, enerjidir. Bir nesne üzerinde enerji işte bu hareket enerjisi, işte bu titreşim enerjisi diye ayrı ayrı paketlenip kullanılamaz. Füze değil ki bunlar ayrı bir yakıt birimi taşısınlar.
    Madem foton enerji kaybedebiliyor, taşıyabiliyor, aktarabiliyor. Bu böyledir diye kabullenmenin dışında başka ve daha tutarlı bir açıklama olamaz mı? Ki var.

    Eğer fotonu tek boyutlu bir enerji titreşimi olarak kabul ederseniz, ki öyle, aksi halde, aynı anda 2 boyut üzerinde, doğrultuda hareket ediyor olabilmeliydi. (Bilim dünyası fotonu iki boyutlu olarak kabul ediyor.) Enerjisini bu tek boyut üzerindeki titreşiminde korur, taşır, aktarır.
    Hızını ve yönünü yani vektörünü ise onu taşıyan dalga verir. Böylece fotonun enerjisi ne kadar düşerse düşsün, hızı değişmez.

    Elektromanyetik dalgalar ise 2 boyut üzerinde hareket eder, üzerinde "fotonlar titreşir" . fotonların bu iki boyut üzerindeki hareketleri vektöreldir. Ve biz buna "ışık" diyoruz.
    Elektromanyetik dalganın titreşimlerinden bir tanesi de onun manyetik titreşim kısmını oluşturur.
    O yüzden "ışık" için 2 boyutludur diyebiliriz.

    Ha kütlesiz olduğu için bu hızda diyorsanız, bu da hatalı yaklaşım.
    Kütlesiz olduğu için bu dalgalar tarafından taşınabiliyor.

    Hatta çok küçük kütleleli parçacıklar bile bir süre, bu dalgalarla taşınabiliyor. (Hızlarından dolayı kazandıkları momentum sonucu, taşınamayacak kadar kütle kazanana kadar). O yüzden tüm temel parçacıklar, dalga hareketine tabii ya...

    Çoğu insanın kafasını karıştırmıyorum. En azından bu konuda farklı ve yeni bir şeyler ortaya koymak isteyenler içinde...

    Bu konudaki kendime güvenim sizi şaşırtmasın, Türkiye şartlarında bu pek normal değil. Her ne kadar bilimsel olarak alçak gönüllülük göstermeye çalış sakta, düşüncelerimi hatalı gösterecek bir duruma veya "hesap sonucu yorumuna" denk gelmedim daha...

    Sadece farklı bir açı. Parçacık değil, dalgalardan oluşan bir alan.
    Üstelik her soru ve tartışma da, yeni bir şey daha keşfedilen bir bakış açısı.

    Eğer yukarıdaki yazdıklarım içinde, elektromanyetik dalgaların durumu ve vektörleri ile ilgili yanlış durum bilgisi var ise ya da elektron gibi ve daha küçük parçacıklar dalga özelliği göstermiyorsa,
    eğer foton aldığı uzun mesafeden sonra veya başka bir şekilde kızıla kayarken enerji kaybetmiyorsa, ya da nerdeyse tüm enerjisi kaybettiği durumda hızı da değişiyorsa, HATALIYIM.

    Yazdıklarımın bir kaçı hariç, çoğunda bilimsel kaynaklarda ne yapmışlar, ne sonuç almışlar ve nasıl yorumlamışlara bakıyorum. Bu yüzden olayları açıklama şeklim farklı olsa bile, gerçekleşen olaylar ve sonuçları aynıdır.

    Fotonun hızının kendi yapısından kaynaklandığını nasıl kanıtlayabilirsiniz? Ben kanıtlayamam.
  • 0
    Burtay bey,
    Birseyi anlamadim.Isik yogun bir ortama girerken , dalga boyu degisiyor, ve hizi da degisiyor, ama frekansi, yani enerjisi sabit kalmiyor mu ?
    Kisacasi "Delta enerji" devamli sifir degil midir ?
    Fikrinizi anlamaya calisiyorum.
    Morgan Frei 12 Nisan 2017
  • 0
    foton; aynı renk 2 kuarktan oluşan bir bozon değil miydi_?
    kuark kütlesi olmasına rağmen aynı renk 2 kütleli kuarkın birleşimi nasıl olurda kütlesiz bir bozon meydana getirir_?
    bozon; bose-einsten yoğunlaşmasına uyan bir parçacık olmasına rağmen (bose-einsten durumu mutlak 0 a yakın durumlarda ortaya çıkıyor) foton neden sıcaktır_?
  • 0
    Işık yoğun ortama girdiğinde, değişen onu taşıayna dalganın dalga boyu. Frekanslar her durumda aynı...
    Daha önceki başka bir sorunun açıklamasında olduğu gibi, dalga boyu genliği (wavelenght) daralıyor, hızı yavaşlıyor ama dalganın genliğinde taşıdığı toplam enerji miktarı değişmiyor.
    Genlik tabanı daralırken, boyu (amplitude) yükseliyor. Böylece dalganın taşımış olduğu enerji korunmuş oluyor. (Eğer integrali alınırsa, bu alanların eşit olması gerekiyor yani... http://bit.ly/2nE3Rr8 ) (Eğer dalgalar enerjilerini genliklerinde "saklamıyorlarsa", yaklaşımım çöker.)

    Ama taşımış olduğu fotonların taşıdığı enerji miktarı değişiyor. Fotonlar bu enerjilerinin bir kısmını ya da tamamını (ortamın özelliklerine göre) ortamdaki parçacıklara aktarıyor.
    Eğer tamamını aktardılarsa zaten, çıktıklarında onların saptanmasını sağlayacak bir gösterge (foton) kalmıyor zaten.

    Ama kast ettiğiniz "delta enerjisi" nedir? Neyi temsil ediyor? Bilmiyorum.
    Işığı, foton ve dalga ikilisinden oluşan bileşik bir sistem olarak ele alırsanız, sanırım cevabı bulursunuz.

    Ya da ufak bir açıklama yaparsanız (internette beyin dalgalarından başka delta dalgası bulamadım) cevaplamaya çalışırım.
  • 0
    Delta dedigim Δ , yani fark enerjisi ( final - initial )
    Morgan Frei 12 Nisan 2017
  • 0
    Burtay Bey,

    Su kismi acar misiniz ? "Ama taşımış olduğu fotonların taşıdığı enerji miktarı değişiyor"
    Eger dalganin tasidigi enerji degismiyorsa, ama fotonunki mesela azaliyorsa, ortamdan ciktigindaki toplam enerjinin azalmasi gerekmez mi ?
    Bu boyle ise bunun olcumu yapilabildi mi ?

    Morgan Frei 12 Nisan 2017
  • 0
    Fark kısmı "delta", konusunda araştırmadım. Bu açıdan baktıktan ve öğrendikten sonra dönerim.

    Bunun ölçümü fotonlar açısından var. Ortamdan çıkan fotonlardaki enerji değişimi tespit edilebiliniyor. Bu kızıla kayma gibi renk tayfı ölçerlerden başka, fotonların enerjisini ölçen elektronik cihazlarca mümkün.
    Hatta ilkel bir deney bile yapabilirsiniz: Mesela, güneş pilleri güneş ışığının tüm frekanslarındaki fotonları kullanmaz. En verimlileri %25, ortalaması %17 verimlilikte bu yüzden.
    Bir voltmetre ile direk güneş ışığına maruz kalan güneş pilini ölçün, bir de aynı güneş pilini camın arkasından (aynı açıda) ölçün. Aradaki fark, elektriğe çevrilen frekanstaki fotonların kaybına işaret olacaktır.

    Ama fotonları taşıyan dalga, farklı bir durum. Dalgalar enerji taşırlar- aktarırlar. Çoğu zamanda aktarıcı doku, enerjiyi aktardıktan sonra yerinde kalır. Geçip giden bir doku değil, bir etkidir, bir kuvvettir. Yani, enerjidir.

    Fotonsuz elektromanyetik dalgaların içinde hareket ettiği ortam, çok yüksek frekansta titreşime sahip bir enerji alanı. (EGD kaynaklı akışkan bir ortam). Bir çok ismi var. Higgs alanı da bunlardan biri sanırım.
    Burada iletilen enerji, ilerlemek için ortamı kullandığı için, farklı yoğunlukta (enerji) ortama girdiği zaman, bildiğimiz dalgalarla özdeş tepkileri veriyorlar. Bu yeni ortamı kullanarak ilerlemeye devam ediyor. Yeni ortam bu hareketi engellemiyor, bu harekete uyum sağlıyor. Enerji de bu yeni şartlara göre yoluna devam ediyor.
    (Yani bu dalgalar açısından bir delta farklı yok, onun yerine ortamlara göre dalga boyu ve genlik farklıları oluşuyor. Delta olarak onlar belki kıyaslanabilir.

    Ancak bunlar çok yüksek frekansta titreşen bir ortamdaki etki olduğu için, elimizde bu hareketi gösterecek bir işaretçi olmadan, bu hareketi tanımlayamıyoruz.
    Bu yüzden bizim fotonsuz bir elektromanyetik dalgayı tespit etmemize imkan ve ihtimal yok. :-)
    (Bu deniz yüzeyindeki dalgalarda sörf yapan kimse olmadan çok uzaktan -küçüklüklerinden dolayı- dalganın özelliklerini tanımlamaya çalışmaya benziyor. Oysa referans alınacak başka bir nesne yok...)

    Diğer yandan, bu dalgalar tespit edilemeyecek yapıdalar ise, nasıl var olduklarını düşünebiliriz? Sorusu geliyor. Tespit edilemeyecek bir şeyi iddia etmek ve üstüne kurgu yapmak kolay çünkü...

    Ama bunun fiziksel bir kaç kanıtı olduğunu düşünüyorum. Sadece bakış açısını değiştirecek farklı sorular gerekiyor?
    Eğer elektromanyetik dalgalar bu şekilde dokuda yayılıyorsa, evrenin her yeri kaynaşıyor olmalı(?). Bu belki kuantum kaynaşmasının bir açıklaması olabilir. Ki evet , evren mikro düzeyde kıpır, kıpır.


    Ama bir başka soru, bence pekiştiriyor. Peki, bu dalgaların tepe noktaları üst üste geldiğinde, o kesişme noktalarında artan enerji yoğunluğu tespit edilebilinir mi?

    Evet, bence sanal parçacıklar (ve bence hatta kara madde) bu geçici enerji yoğunlaşmalarının, evrenin dokusu ile etkileşime girip, geçici olarak kütle kazanmasının bir sonucu.

    Not: Bu arada dalgalar enerjilerini genliklerinde (dalga yüksekliklerindeki alanda) taşırlar. Genlik alanı, taşınan enerji miktarını gösterir.
    Dalga boyu ve frekansı değişerek bu genlik miktarı sabit tutulabilinir... Aralarında ters bağlantı var. Bundan faydalanabilesiniz.
    Burada önemli olan, dalganın genişliği, yüksekliği ya da frekansı değil, aynı enerji miktarını gösteren aynı miktardaki alanın korunması. O alan korundukça, ölçüler ne olursa olsun, aktarılan enerji miktarı değişmez. (http://bit.ly/2nE3Rr8)

    Basit benzetimle, 1x4= 4 metrekare alanla, 2x2=4 metrekare alan olması gibi...
    Burada 4 genlik-dalga yüksekliği alanını temsil ediyor. (1 ve 2) frekansı, (4 ve 2) dalga boyunu temsil ediyor gibi...

    (Konuya biraz farklı olarak diğer sorunuzun cevabında kısaca devam edeceğim.)
  • +1
    Necmi Bey, Merhaba...

    Zayıf not alırlarsa mı? Armut piş, ağzıma düş yapmasınlar. Ben çocuğum tek bir ödevini bile yapmadım. Liseye kadar geldi.
    (Dersleri ise felaket. Yazdığı o abuk sabuk vurdulu kırdılı multiplayer oyunda, stereo bakışla (dürbünle) , nasıl hedefin mesafesini tayin edeceğini öğrenip, programını yazıyor ama bir üçgenin verilen iç açılarına göre ve bir köşe uzunluğuna göre diğerlerini bulmayı beceremiyor. Nasıl bir kuşak bu anlamadım.)

    İnternette çok ders kaynağı var. Zaten çoğu da temel fizik düzeyinde, klasik fizik eğitimi veriyor.
    Bizim konularımız pek girmiyor kitaplara. Üniversitelerde bile eğer fizik bölümünde değilseniz, temel fizik -Newton fiziği veriliyor. Fizik bölümündeyseniz, 2nci sınıftan sonra bu temel üzerine başlıyor konular.

    Fiziği seven ve ilgi duyan birisi, not almak için yazması gerekenle, merakı için üzerinde düşünmesi gerekeni ayırt edebilir.
    Ha, bizim yazdıklarımızı okulda ileri sürüp, parlamak istiyorsa, onun bileceği iş.

    İlk varsayımımı İngilizce olarak yurt dışındaki bir çok üniversitenin fizik bölümü hocalarına e-postaladım. Çoğunluğu eleştirel, bir kaçı yol gösterici olmak üzere, bir kısmı geri dönüş yaptı.

    Ülkemizdekilere de yolladım. Türkçesini de İngilizcesini de. Sadece bir tanesi geri döndü. Sevgili ODTÜ'mün bir hocası .. Onun cevabı da " No,it can't..."
    Aralarındaki diğer fark ise, yurt dışından olan dönüşlerin süresi bir kaç hafta ile bir ayı bulması. Türkiye'den aldığım tek geri dönüş, 24 saat bile olmadı...
    (İlginçtir Japonya dan hiç geri dönüş almadım. Sonradan fark ettim ki, listede fakülte dekanının ismi olduğu için, diğerleri onun önceliği var diyerek bakmamışlar bile...:-)

    O yüzden, öğrencilerin yanlış düşünmesi -öğrenmesi korkutmuyor beni. Üstelik, şimdiye kadar doğruların içinde, yanlış şeyleri de belletmeye çalışmışlar, ben doğrusunu göstermeye çalışıyorum... :-) :-) :-)
    Başka birisi de benim yanlışlarımı ve kendi doğrularını gösterir onlara... Başka nasıl bu iş gelişecek ki...
    Aksi halde bize verilenle yaşamayı öğrenip, tek bir inanç kitabından yüz binlerce sayfa ilmihal çıkartan yorumcular oluruz.
    Belki de artık, modern fiziğin, klasik fiziğe yaptığı gibi, kitabı yenileme vakti gelmiş, hatta geçmiş olabilir.
  • 0
    Burtay Bey sorumu degistireyim.
    Isik mesela vakumlu ortamdan suya,sonra tekrar vakumlu ortama gectiginde,dalgalarinin (elektrik ve manyetik) ve buna ilave foton enerjisinin toplami, baslangicta ve sonda farkli midir?
    Morgan Frei 12 Nisan 2017
  • 0
    Elektromanyetik dalganın tepkisi tam bilmiyorum. Eğer polarlanma olmadıysa (bu konuda çok daha az bilgiye sahibim) , tekrar vakum ortamına çıkan elektromanyetik dalganın girmeden önceki özelliklere sahip olması gerekir. http://bit.ly/2nFzBwj
    ( http://photonicswiki.org/index.php?title=Propagation,_Reflection_and_Refraction 'dan alınma )
    Ancak foton için aynı şeyi söyleyemiyorum. İçine girdiği ortamdaki etkileşimi ile bir miktar enerji kaybedeceğini öngörüyorum.

    Sonuç: Elektromanyetik dalganın dalga boyu ve frekansı olarak olmasa da, foton titreşimi bazında bir miktar enerji kaybedeceği için, toplam enerji, sonda biraz daha düşük olmalıdır! diye düşünüyorum.
  • 0
    Sizden tahmin ettigim cevap buydu,zaten bu anlamda bir deney yapilmis mi, onu merak ettim, biraz da ben arastiracagim.Cevaplariniz icin tesekkur ederim.
    Morgan Frei 12 Nisan 2017
  • 0
    @ Morgan Frei, madem araştıracasınız, sizden biraz yardım alayım. (Şu günlerde dahil olduğum Sendikanın yönetimini yenilemek/devirmek için uğraştığımızdan, çalışma yaşamı kanunlarına çok zaman ayırıyorum. Vaktim yetmiyor fizik araştırmaya, zihnimi dinlendirmek için bakıyorum.)

    Elektromanyetik dalgalar konusunda bilgi eksiğim var. O yüzden temel bilgi düzeyinin altındaki sorunları yorumlayamıyorum.
    Eğer aşağıya yazacağım konularda, bilgi veya kayanğa denk gelirseniz, linklerini atmanızı istirham ediyorum.

    Elektromanyetik dalga spekturumu çok geniş. Neredeyse sonsuz gibi bir dalga, frekans aralığı var. Buna rağmen, belirli bir miktarda enerji taşıyan fotonlar (mesela mavi renk), sadece belirli bir aralıktaki frekansa sahip dalgalar üzerinde var olabiliyor. Yani aynı dalga üzerinde, hem mavi hem kırmızı rengin fotonları olamıyor. (Daha doğrusu böyle anladım.) (Güneş ışığı gibi karışık frekanslarda bir çok dalgayı içeren yapıda buna dahil)

    1) Sorunuzda belirttiğiniz şekilde ortamlar arasında hareket eden foton örneğini düşünerek, böyle bir durumda çıkan ışının frekansı ne derece ve neye bağlı olarak değişiyor. (Yani koyu mavi giren, açık mavi olarak çıktığında, bunu belirleyen koşular hakkında)

    2) (Kavranması daha kolay olacak şekilde örnekleyerek). Hiç denk gelmedim ama mor ötesi olarak ortama girme ve sonra kızılötesi olarak çıkma var mı? (Ortamın foton enerjisini tamamen absroblayıp, tekrar foton ışıması durumu dışında...)

    3) Elektromanyetik dalga üzerindeki fotonlar titreşirken, hareket yönüne dik olarak titreşiyorlar. Ancak elektrik alanındaki titreşimleri ile manyetik alanındaki titreşimleri arasındaki farkı anlayamadım. (Aslında manyetik alan ve sürekliliğinin kaynağı nedir? Bu konuyu da bir çok yönüyle bilmiyorum. Zayıf bir teorim var sadece... Ama öncelikli değil benim için şimdilik.)
    Bulduğum kaynaklar uzun ve kapsamlı. Ana konuyu yakalamak için, tümünü kavramak gerekiyor.

    Onun yerine, "hazır kavramış birisinin, konuyu öz ve basit olarak anlattığı bir kaynak çok işime yarayacak."
  • 0
    Burtay Bey,
    Oncelikle bol sabirlar(sendika meseleniz icin)
    Diger sorularinizi yuzeysel arastirmistim ama pek tatmin edici cevaplar alamamistim.
    Konuyu temelinden alip , direk ogrenmeye niyetliyim, isi icine matematik de gire egi icin, nereden bakarsaniz 5-7 gun surer.
    Esen kalin
    Morgan Frei 13 Nisan 2017
  • 0
    Necmi Bey,
    Siz hala kendi teorinizle ilgili sorduğum sorulara cevap bile vermediniz ama buna yetişiyorsunuz...:-) https://www.fizikist.com/beyin-firtinasi/29203/
    4-5 sorunun birini geçiştirdiniz, konuya da dönmediniz bir daha...

    Kendi teoriniz açısından mantıkı açıklamalar geliştirdiğinizi umuyorum...

    Yazım hataları ile cümleye okursanız;
    "Eğer aşağıya yazacağım konularda, bilgi veya kayanğa denk gelirseniz, linklerini atmanızı istirham ediyorum. "
    Denk gelirse link atmasını istiyorum. Bu konuda uzmanlaşmış birisine denk gelirse de çok işime yarayacağını belirtiyorum.

    Bunun neresi, Armut piş? :-) Bizim yazdıklarımızı, kopyala yapıştır ile ödev yapanların ki, "armut piş"tir. Ya da en azından ben öyle düşünüyorum.

    EGD ve KEP, literatürde zaten olmadığı için oluşturduğum kavramlar. Bunun tartışılmasını gerektirecek bir yanı yok.

    Ama, bana "kendi bakışınızla, teorinizle"; manyetik alanın oluşmasını özellikle mıknatıs gibi sürekli Manyetik alan yayan sistemleri nasıl anlatırsınız?


    (Not: Bazı eski ve "bize kızgın arkadaşların", aramızdaki bu didişmeyi bıyık altından gülümseyerek okuduğunu tahmin ediyorum. Boşuna sevinmesinler, biz didişmiyor aslında karagözle-hacivatı oynuyoruz. Yıllar sadece yaşlandırmıyor, olgunlaştırıyorda... )
  • 0
    Harika...!
    Anlamadığım nokta, nasıl bir etkinin madde içindeki tüm elektronları aynı hizaya ve spine getirip, manyetik alan oluşturduğu? (Yani diğer maddelerde de elektronlar var ama onlar keşmekeş. Tamam elektronun spini belirli ama, hepsini sanki bir tümen askermiş gibi örgüsel sıraya dizmek... Bu mekanizmayı anlayamıyorum.)
  • 0
    Isı...
    Isı demek ortama kapasitesinin üstünde enerji yüklenmesi demek.
    Bu durumda, hızlı hareket eden nesnelerde de (momentum artışı ile alakalı olarak) bu tür veya benzer bir durum oluşuyor mu acaba? (Soru sormuyorum, yazılı düşünüyorum.)
  • 0
    Burtay bey bildiğim kadarıyla tam olarak asker örneğiniz mantıklı bir yaklaşım aslında. Bu tamamen manyetik maddenin her bir atomunun ayrıca mıknatıs gibi düşünmek ve zamanla oluşması sırasında bir yükün baskın gelmesiyle yönlerinin aynı olmasıyla alakalı.

    Necmi bey hangi çeşit termostattan bahsediyorsunuz? Ya da ısıl çift ile termostatı mı karıştırıyor olma ihtimaliniz var mı?
    Vide supra 14 Nisan 2017
  • 0
    Elbette, teşekkür ederim. :-) Boşuna "yazılı düşünmedik" zaten... :-)
    Bu arada varsayımımın bazı bölümlerini onaylıyor gibi olmuş...
    http://bit.ly/2nE3Rr8

    https://www.muhendisbeyinler.net/de-broglie-dalga-boyu/
  • 0
    aslı 07 Haziran 2017
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap