• +1

    Somut bir sistemin düzenlilik ve karmaşıklık durumu

    laniakea 29 Aralık 2016
  • 0
    Evrendeki herhangi bir sistemi gözlemlediğimizde; hiçbir sitemin mutlak denge halinde veya mutlak randomluğa sahip olamadığını kavrayabiliriz. Çünkü ,somut sistemlerin karmaşıklığı değişken sayısına bağlıdır .Bu yüzden , Evrendeki hiçbir sistemin sonsuz ve sıfır değişkeni olmadığından , her sistem ancak belirli bir olasılıkta düzenliliğe ve karmaşıklığa sahip olunabilir .Sonuç itibariyle düzenlilik ve karmaşıklık determinizm doğrudan bir ilişkiye sahip olduğu için , her somut sistemin geleceği hakkında , değişken sayısı ve subgrouplara bağlı olarak yüzde olarak hesaplanabilir.Bu yüzden evrendeki her sistemin kaos teorisine bağlı olması gerekir .
    laniakea 29 Aralık 2016
  • 0
    Gerekmez . Nedensellik prensibini atom-altı ölçekte çözememiş olmamız , evrendeki herşey kaos teorisine bağlıdır dememizi gerektirmez .
  • 0
    Evet...
    Her karmaşık somut sistem, çok ince bir ipin üzerinde denge noktasındadır.
    Diğer bir değişle, binlerce olasılık içinden ancak tek bir olasılık üzerinde dengededir.
    Bu yüzden denge noktaları özel ve nadir noktalardır.

    Ancak iç veya dış kaynaklı bir etken, sisteme etki ettiğinde, bu denge noktası kısa bir aralık içinde (etkinin gücüne ve yönüne bağlı olarak ) değişir.
    Bunu hesaplamak çok ozr olabilir. Çünkü etkilenen değişken sayısı önemli. Kaos yaklaşımı bize bu konuda yardımcı oluyor.
  • 0
    Devam... Bazı kimseler doğadaki ya da evrendeki muhteşem dengeden dem vurur. İşte 1 santim güneşe yakın ya da uzak olsaydı, şöyle olurdu.. Evren böyle olurdu... vs.vs..
    (Gerçi bunun yaratıcının dehasını vurgulamak için yapıyorlar ama yanılıyorlar. Çünkü O'nun bunları hesaplamasına hiç ihtiyacı yok. Sadece ana kuralları belirtmiş.)

    Nedir bu kurallar?
    İlki; enerjinin her zaman "çok yoğun ortamdan" , "az yoğun ortama" akma eğilimidir. Enerji her zaman, ilk hali olan düzenli ve homojen haline dönme eğilimindedir.

    İkincisi, sistemler kendi içlerinde farklı kutupları olsa da, dışarıya karşı "yapılarını korumak için kararlı"dırlar. Yani sistemin parçaları arasında kurulan denge, toplamda sistemin enerjisini, nötrleme eğilimindedir. Yani sistem içi; toplam(etki+tepki=sıfır) olacak şekildedir.

    Üçüncüsü, sistem içinde veya sistem dışından kaynaklanan bir nedenle, bu yapı bozulduğunda sistem hemen yeni denge noktası arayışına geçer. Çünkü sistem içi toplam (etki+tepki) artık 0'a eşit değildir.
    İşte burada kaos koşulları başlar. Aslında Kaos (bence) bir çok fonksiyonun, alt bileşeni olan fonksiyonlar arasındaki yeni ayarlama, enerji alışverişi ve dengeleme sürecidir.
    Tabi bu anlık ve tek seferde olmaz. Benzetme ile, her değişkenin türevi, integrali alına alına yeni bir limit noktasına doğru yönelirler...

    Her sistemin kaos teorisine bağı bu noktada olmalı. Yani sistem alt değişkenlerindeki herhangi bir değişiklik sonucunda, yeni bir denge noktasına ulaşma yöntemi olarak...



  • +1
    Kaos teorisi mikro ölçekli sistemlerde anlam kazanır. Makro sistemler kaotik değildir. Bu yüzden kaos teorisi evrensel olamaz. Ayrıca bir sistemde ölçümler ne kadar hassas yapılırsa kaotikliği o kadar azalır.

    Kaos teorisi, sistemleri tanımlarken yaptığımız hatalar nedeniyle geliştirilmiş matematiksel bir teoridir. Bizim hatalarımız azaldıkça kaos teorisi de önemini yitirecektir.
    Ahmet Yılmaz 29 Aralık 2016
  • +1
    Örneğin güneş sistemi kaotik değil, gezegenler yörüngede tam hesapladığımız gibi dolanıyor. Makro ölçekte kaotik sistemlerin olmayışı, mikro ölçekteki kaotikliğin bizim hatalarımızdan kaynaklandığının bir göstergesi.
    Ahmet Yılmaz 29 Aralık 2016
  • 0
    Aslında makro sistemlerin subgrouplarini sadece bir değişken olarak gördüğümüzde ,değişken sayısı azaldığı için tahmin edilebilme olasılığı artıyor ama hiç bir zaman "mutlak bir ön görü " değil çünkü .güneş sistemi ölçeğinde , gezegenler ve günesin dışındaki değişkenler ihmal ediliyor ki belirli bir olasılıkta " yaklaşık bir öngörü "yapılabiliyor.Aslında bunu bütün bilimlere genişletebiliriz.Matematiksel denklemler "ideal" bir dünya ongordugunden , bazı değişkenlerin etkisi küçük olduğu için ihmal ediliyor.İste tam olarak bu yüzden , Evrendeki tum sistemler(makro sistemler de dahil olmak üzere) belirli bir oranda determinizm ve indeterminizme sahip oldugunu söyleyebiliriz ki biz bunu kaotik sistemler başlığı altında gruplandırabiliriz.
    laniakea 30 Aralık 2016
  • 0
    Yukarıdaki yazıya bir ek daha...
    Yazdığım kurallar: "Kapalı Sistem"lere göredir. Yani, kapalı bir sistemde nihai amaç dengeye ulaşmak toplamda, dışa karşı (sıfır) 0, nötr poizsyonda olmaktır.
    Ancak kapalı sistemler doğal değildir. Evrende tek kapalı sistem vardır, o da evrenin kendisidir. Ki genişlemeden dolayı, onun bile "kapalı" olup olmadığı tartışılabilinir.

    Buna karşılık, tüm bu açık sistemlerin eğilimi, kapalı sistem pozisyonuna geçmektir.

    Bu durumu, bir sistemin, alt sistemleri arasındaki dönüşüm ve değişimlerin sonucunda ulaşılacak limit olarak da ele alabilrsiniz.
  • +1
    Selam Sait. Dalga çökmesinin tek yorumu Kopenhag yorumu değil. Kuantum teorisinin Bohmian yorumunu kabul edersen mikroevrende de bir indeterminizm yok. Kaldı ki kaos teorisi de evrenin indeterministik işlediğini göstermiyor. Indeterminizm kabaca, bir olayın, öncülü olaylardan kaynaklanmadığını söylüyor. Kaos teorisinde çıktıların bir girdisi var. Sistemin çok büyük olmasından ve olayların eş zamanlı gerçekleşmesinden dolayı hesaplama zorluğu yaratıyor. Matematiğin evreni, en azından bence, matematiksel platonist olduğum için bizim evrenimizin kendi kumaşı. Hala matematik cahili olduğum için tam anlamıyorum ama sen anlarsın belki : https://en.wikipedia.org/wiki/De_Broglie%E2%80%93Bohm_theory
    Hüseyin Ezer 30 Aralık 2016
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap