• +2

    Cisimlerin ivmeli hareketlerinden doğan eylemsizlik kuvveti ve yerçekimi kuvvetinin arasındaki benzerliğin yorumu sizce nasıldır?

    Vide supra 30 Ekim 2016
  • 0
    Daha isabetli olarak gravitonlar yerçekimi için kuvvet taşıyıcıları ise ivmelenen bir cisim için hissedilen bu kuvvet aynı şekilde gravitonlardan mı kaynaklanır?
    Vide supra 30 Ekim 2016
  • +2
    Sorunuz "devrim" içeriyor. :-)
    Bildiğim kadarıyla ikisi de eşdeğerli olarak ama farklı şeyler olarak kabul ediliyor.
    Yani modern fizikte, hızlanan nesnelere gravitonların etki ettiğine dair bir bakışa ya da bilgiye rastlamadım. Ama bence muhakkak bu konuda bir çalışma vardır.
    (Bu durumum anormal değil çünkü, hala çok bilinen kimi şeylerden haberdar bile olmadığım yeni konular çıkıyor ortaya zaman zaman... Daha çok işim var, çookk )

    Kütleçekimi ile ivme'nin etkisi bu kadar benzer-eşdeğerli iken ve referans almadan yapılan gözlemlerde, ikisinin ayırt edilememesi çok ilginç bir durum.

    Dikkatini çektiğiniz nokta için, bilimsel geçerlilikteki açıklama nedir, bilemiyorum. Ancak bana göre, ikisi arasında fark yok. Hatta bence, o kuvveti taşıyan şeylerde parçacık değil. Yani graviton denilen şeyler olmayabilir. Başka bir etkiyi, graviton olarak tanımlıyoruz.
    (Aslında bu bakışımda, gravitonların nasıl kütleçekim kuvvetini taşıdığını anlattığını iddia eden, canlandırmaların ve yazıların ikna edici olmamasından kaynaklanıyor. Tabi ikna olmayışım, konuyu iyi bilmemden değil, bilgi eksikliğimden dolayı ikna olamıyor oluşum.) Bilmediğimden Graviton konusuna hiç girmiyorum.

    Sorunuza dolaylı şekillerde daha önce kendi bakış açımdan farklı şekillerde cevapladım. En son yapay yerçekimi oluşturma ile ilgili soruda değinmiştim.

    Hepsini kısaca özetlersek, BENCE, kütle çekimi de zaten bir ivmeli harekettir. Fark, nesne bu sefer 3 boyutlu ortamda değil, 4 boyutlu ortamda "evrenin genişlemesi ile" hareket ediyor . Daha doğrusu diğer 3 uzamsal boyut sabit farz etsek bile, bu dördüncü boyut üzerinde hareket ediyor. Tabii bu hareket kavrayışımızın üstünde bir yöne, evrenin genişlemesi ile aynı yönlü, her tarafa doğru...

    Bu hareket sonucu, Uzayın akışkan dokusunda bir düşük basınç alanı oluşuyor. Hareket ile zıt yönlü olarak. Yaklaşan nesneler bu düşük basınç alanına doğru uzay dokusu tarafından itiliyor. Bu yüzden büyük nesnenin merkezine doğru bir rotada hareket ediyorlar. Çünkü en düşük basınç alanı orası.

    Bir diğer önemli nokta, kütle çekimi de, ivmeli harekette, kütleleri bir bütün olarak etkilemiyor.
    Biz toplam sonuçları sadece ölçüyoruz. Saptıyoruz.
    Her ikisi de, nesnenin temel parçacıkları yani sahip olduğu en küçük (3 boyutlu) alanlar düzeyinde etki ediyor. Biz bunların hepsinin toplam sonuçları ile ilgileniyoruz.

    İvmeli hareketin bu 4ncü boyut dışında, 3 uzamsal boyuttan biri üzerinde olması nedeniyle; hareket yönündeki boyut, ivme artıkça 4ncü boyuta doğru açısal olarak yaklaşıyor. Bu da nesnenin kütlesindeki artış olarak karşımıza çıkıyor.



    Ayrıntı mekanizmalarına girmeden en kısa bu şeklide özeteleyebilirim.

    Tabii bunların hepsi, bu konuda akademik değeri olmayan, bir "salt okuyucu"nun sezgisel düşünceleri.

    Bence sorunuzun bilimsel cevabı, devrim yapacak düzeyde bence...




  • +1
    Biri makro düzeyde diğer ise makroya göre mikro seviyede ki bir şey . Belkide aynı şeyin farklı yüzleri olduğundan farkedemiyoruzdur .
  • 0
    Evrenin her bir noktada genişlemesi ile zamanın boyutsal hareketi arasında ilişki kurmanız çok ilginç geldi. Bu konuda haklı olmanız ya da yanılıyor olmanızdan ziyade benim için 4. boyut hareketini oldukça iyi betimlediğini belirteyim. Onun haricinde eylemsizlik kütlesi ile yerçekimi kütlesi arasındaki ilişki belkide ilk olarak einstein'ın dikkatini çekmiş olmalı ki "the principle of equivalence" adında bir alt teori oluşturmuş.
    (eylemsizlik kütlesi)x(ivme)=(kütle çekim alanı yoğunluğu)x(yerçekimi kütlesi) buradan ben ivmenin, hareket yönüne ters bir kütle çekim alanı oluşturabildiği ya da en azından etkisinin bu terimlerle aynı olduğu fikrini çıkardım. İvme ve kütle çekimi arasındaki benzerlik gerçekten hareketin boyutlar arasındaki farklı yorumu şeklinde düşünüldüğünde anlamlı gelmekte. Maddenin ivmelenmesi sonucunda 3 boyutlu düzlemde oluşan eylemsizlik kuvveti ve ayrıca 4. boyut içindeki hareketi neticesinde bize sabit olarak görünen bir yerçekimi oluşturmasının ortak bir sebebi olabilir. Böyle düşündüğümde kütle çekimini temel bir kuvvet olarak değil de henüz tam olarak anlayamadığımız başka bir kuvvetin görünen etkisi olarak yorumluyoruz gibi geliyor bana. Kim bilir belki kütle çekimi bile yoktur:) Uzun yazayım derken 3 4 kere eksik cevapladım, kusura bakmayın:)
    Vide supra 31 Ekim 2016
  • +2
    Aslında yazdıklarınız sıradan bir okuyucunun anlayışının ötesinde...(?)

    Size, kendime sorduğum bir soruyu aktarayım: 3 boyutlu uzay-zamandaki hareket her zaman bu 3 uzamsal boyuttan biri üzerinde oluyor. Yani hareket, tek-bir boyut üzerinde gerçekleşiyor. Buradan bizim tüm hareketlerimizin aslında tek boyutlu olarak gerçekleştiği sonucunu çıkarttım.

    Buna göre, eğer bir nesneyi aynı anda 3 uzamsal boyut üzerinde hareket ettirebilseydik (nasıl olur düşünemiyorum bile ama matematiksel olarak mümkün farzetsek), gözlemlediğimiz nesneyi, nasıl tanımlardık? Algılardık?

    Bu soru, üzerinde düşününce bana faydalı oldu. Belki işinize yarar.

    ----------------------------------------0-------------------------------------------

    Kütle ile kütle çekimini farklı nedenlere bağlıyorum. Yukarıdaki yazıda olduğu gibi, kütleçekim alanı, uzay dokusundaki düşük basınç alanı. Nesne ne kadar büyürse, bu düşük basınç alanı da o kadar büyüyor.
    Burada önemli nokta, nesnenin hacimsel büyüklüğünün önemi olmayışı. Hacimsel büyüklüğü 3 boyut açısından değerli,
    Ancak 4 veya daha üstü boyut açısından bakınca, kütle (= enerji yoğunluğu) uzay-zaman dokusu için önemli oluyor.

    Enerji yoğunluğu ile ivmenin ilişkisi hakkında... Bu ilişkiyi şu şekilde tanımlıyorum.
    Eylemsiz kütleye enerji yüklemesi yapmamızın "bildiğim" tek yolu, onu ivmelendirmemiz.
    Bunu momentum olarak ölçümlüyoruz. Momentumu, kütlenin birim hacmine bölündüğünde, birim alan (hacim) başına enerji yoğunluğunun arttığını da ifade edebiliyoruz. Toplamda, bu da bize kütle artışı olarak dönüyor.
    Burada ilginç olan momentum artışının, sadece tek boyut üzerindeki hareketten kaynaklanması ve toplam kütleye dahil olması.
    Bu nedenle "ivme ya da hız"ında, zaman gibi bir başka soyut boyut olabileceğini bile düşünüyorum.

    ----0----
    Varsayımım da kütle çekim kuvveti ile diğer 3 temel kuvvet aynı sebepten kaynaklanıyor. Ancak aralarında ciddi bir fark var. 3 temel kuvvet aynı yönlü işarete sahip ve benzer bir sisteme dahiller. Kütle çekim kuvveti olarak tanımladığımız "şey", ise ters yönlü işarete sahip. Çünkü aynı sebebin makro düzeyde yansıması.

    Tam anlatamasamda, örnekleme ile aktarmaya çalışırsam; parabolik bir aynadan odaklanan ışınları düşünün.
    Hedefimiz neredeyse foton geçirgen bir küre olsun. Kürenin içinde de merkeze doğru sıralanmış mum parçacıkları olsun.
    Aynadan yansıyan, kürenin merkezine odaklanmış ışının, bu sistem üzerindeki etkilerini düşünelim.
    En dış zar-kabuğu kolayca geçer. Ancak bir kısmı zayıf şekilde yansır.
    Merkeze yaklaştıkça, ışınların taşıdğı enerji yoğunlaşır. Tam merkezde o kadar yoğunlaşmıştır ki, sistemin en dışında (zar-kabuk) birim alana düşen enerjinin binlerce kat üzerinde bir enerji toplanması olur.
    Diğer bir deyişle, sistemin parçaları küçüldükçe, üzerlerinde biriken enerji geometrik olarak artıyor.
    Bu bir eşdeğerli benzetmedir.

    Evrenin genişlemsinden kaynaklanan ve zaman kavramına neden olan dalgalarla ilgili (EGD) paylaşımlarıma denk gelmişsinizdir.
    İşte bu dalgaların, temel kuvvetlere, enerji yoğunluklarına bu şekilde etki edip, biçimlendirdiğini düşünüyorum.

    ---0---
    Bu arada uzun yazmanız, bizim için çok daha iyi... Faydalanacağımız kesin.

    Bazen bir konuda anlatılmak istenen ancak yazının bütününü bir kaç defa okuyunca çıkartabiliyorum. Hatta aynı yazıları bir kaç gün ara ile tekrar okumak daha faydalı oluyor.

    Çoğunlumuz uzun yazmayı pek sevmiyor neredeyse...
    (Bir Kabuto hariç, o da kelimeleri çok iyi kullandığı için herhalde)
  • +2
    @Alliance33, Elbette uzay dokusunun bir hareket içerdiği konusunda sizinle hemfikirim.
    Farklı olarak bunun, bir dalgalanma hareketi şeklinde olduğunu düşünüyorum. Yani dokunun kendisi değil, aktardığı-taşıdığı enerjinin bir hareketi söz konusu. Benzetme olursa, denizdeki dalgalardaki gibi su olduğu yerde veya yakınında kalırken, dalga hareketi devam eder. Şeklinde...

    Diğer konuya gelince; daha önce de buna değindiniz. Açıkçası, tam kavradığımı söyleyemem ama dikkat çekici geldi bana. "Sonsuz sayıda tek boyut üzerinde hareket ediliyorsa?" kavramını biraz daha açmanızı rica edeceğim. (?)
  • +2
    Sanırım anladım.(?) Birbirine paralel sonsuz sayıda tek boyuttan sözediyorsunuz gibi.

    O zaman hareketin aslında 2 boyutlu bir düzlemde olduğunu düşünebilir miyiz?
  • -1
    Alliance fikrin, lawrence krauss'un hiç yoktan evren kitabı üzerine tartıştığımız fikirlerle ortak bir yaklaşıma sahipmiş gibi göründü bana. Bizim vektörlerle gösterdiğimiz tüm hareketlerin uzay zaman dokusu üzerinde çok farklı bir yansıması olabilir. Evrenin toplam enerjisinin sıfır olması ve sonucunda var olan tüm (hareketin) enerjinin aslında 4. boyutta anlamının tekrar sıfır olabileceği aklıma takıldı. Tüm bunlardan ayrı olarak sizce evrende yerçekiminin olmadığı bir yer var mıdır? Yani kuvvetinin nötrlenmesinden bahsetmiyorum, evren dokusu üzerinde yerçekimine sebep olan dalga ya da parçacığın olmadığı bir yer var mıdır?
    Vide supra 01 Kasım 2016
  • 0
    Bir ihtimal var bence. Tam genişlemenin ilk başladığı noktanın etrafında...
    Eğer evrenimizdeki enerji yoğunluğu, torus benzeri bir yapı ile genişliyorsa, başlangıçta madde ve enerji olan bölgelerinde şu an hiçlik olmalı. Birde evrenin genişlerken dahil ettiği alalnları önceki durumları aynı özelliklerde olmalı.
    Her iki durumdada dalga ya da parçacık olmaz gibi geliyor.



    Ancak böyle bir ihtimal bir sorunu veya durumuda beraberinde getiriyor. Gözlemleyebildiğimiz- saptayabildiğimiz evren, tüm evrenin sadece "enerji içeren küçük bir parçası" oluyor.

    Yani kütle, evrenin sadece belli bir aralığında ve belli koşullara sahip bir kısmında varolabiliyor demektir. (Bir yoğunluğa, hıza ve titreşim oranına dalga boyu/dalga genişliği gibi... Ya da başka bir anlatımla, tüm ışık tayflarından sadece belli bir frekans aralıktaki ışığı görmemiz gibi, sadece sıırları belli bir aralıktaki enerjiyi ve kütleyi saptıyor da olabiliriz.)
    Diğer kısımları hayalgücümüze kalmış.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap