• 0

    Sizce Türkiye'ye nükleer santral kurulmalı mı kurulmamalı mı? Neden?

    Aysen Karamahmut 17 Ekim 2016
  • +6
    Kontrollü nükleer verim ve doğaya zararı stablize tutma şansından dolayı en mantıklı enerji elde etme eylemi idi . Tabi ki kurulmalıydı zamanında . Hatta bulunduğum şehirde akkuyu kıyı bir bölgeye denilen b yapılacaktı . Beton felan atıldı diye biliyorum ama faaliyet geçemedi daha . Ülkede düşünemeden nükleere hayır diyen aptallar oldu o zaman protestu felan yaptılar . Ama işin garip yani elektrik kesintisinde gene TEDAŞA küfür eden bir aptallar bunlar . Fransa-Amerika - Çin gibi ülkeler artık nükleer enerji değilde direk nükleer füzyona yöneliyorlar . Sınırsız , temiz , radyoaktif atıksız bir sistem . O yüzden zamanı geçti artık . Her şey gibi bunda da geri kaldık .
  • +1
    İyimserlik-Gerçeklik-Kötümserlik arasında çokta ince bir bağ yoktur bence . Bazen analizler sonucu gerçekci olmamız gerekebiliyor . Yinede umarım 2017 de akkuyu nükleer işleve geçer .
  • 0
    Nükleer enerji gereklilik ancak savaş-afet gibi olağan üstü durumlarda en kritik yerler haline geliyor. Bu yüzden bence çok dikkatli bir şekilde karar verilmesi gerekilen bir konu. Bence nükleer santrale gelinceye kadar yeşil enerji dediğimiz kaynakların kullanılması gerekiyor. Güneşten, rüzgardan, dalgadan maliyetsiz bir şekilde enerji üretilebilir. Hatta çöpten dahi enerji üretilebilir ki İsveç bu konuda baya aşmış durumda. Demem o ki, nükleer sisteme göre tehlikesiz kaynaklar yeterli kapasiteyle kullanılmadığı sürece nükleer enerji hemen heves edilmemesi gereken bir kaynak.
    Fatih Boyalı 18 Ekim 2016
  • +3
    Nükleer enerji karşıtı biri olarak, Türkiye"nin gerçeklerini göz önüne alınca, maalesef "kurulmalı ve gerekli" diyorum. Yenilenebilir enerji güvenilirliğine rağmen henüz çok yetersiz. Gargantua gibi enerji tüketen ve ihtiyacı geometrik artan bir ülkeyiz.
    Karbon bazlı kaynaklardan üretilen elektriğin yıllara dağılan sosyal maliyeti çok yüksek (sadece sera gazları değil, çevre ve insan sağlığına olumsuz etkileride...) Tüm risklerine rağmen, en ez karbon salımı ile en kısa sürede enerji açığına destek verecek yapı nükleerde... Yenilenebilir enerji de muhakkak geliştirilmeli ve zamanla öne geçmeli. Ancak yenilenebilir enstrümanlarla bu açığı kapatmamız 35-40 yıl sürebilir (artan enerji ihtiyacı ile) nükleer santral bu süreyi 10-15 yıla düşürüyor.
    Aradaki dönemde de enerji tüketeceğimize göre, acil çözüm nükleerden geçiyor gibi...
    Hidroelektrik santralleri eskisi kadar güvenli değil çünkü, yağış rejimlerindeki ciddi değişimler sürekli arzı sıkıntıya sokacak.

    Not: Füzyon santralleri filan ortlıkta yok daha... Daha laboratuvar ortamında füzyon başarılamadı, araştırmalar 40 yıldır sürüyor ve sürecek. Ama mevcut durum çöszm üretmekten çok uzakta...
  • 0
    http://www.haber7.com/teknoloji/haber/1789474-cin-yapay-gunes-uretiyor /http://khosann.com/almanyadan-nukleer-fuzyon-atagi-merkel-dugmeye-basti-yeryuzunde-gunes-yakti/ Ortalıkta yok mu sizce ? Bahsettiğim ülkeler bu teknolojiye hatırı sayılır miktarda para yatırdı . Hatta bazı ülkeler bu teknoloji ile nükleer santral açmayı bile düşünmüyor .
  • 0
  • 0
    ITER ' e bir göz atmanız iyi olacaktır . Ve bu arada kısa süreliğinede olsa füzyon başarılmıştır . Tabi milyon derecelere ulaşmak çok zor olduğundan ve buna dayanacak madde yokluğu soğuk füzyonu daha olası gösteriyor ama bu teknolojinin gelişimi hızlı olacak gibi .
  • 0
    Bir nükleer santralin aşşağı yukarı 10 yılda kurulduğunu biliyoruz. Sanırım dünya da olması lazım ama Türkiyede de olabilir tam hatırlayamadım. 50 yıl yetecek kadar bir uranyum rezervi bulunuyor. bir nükleer santralin 10 yılda kurulduğunu varsayarsak ve bu rezervler de herşey yolunda gitti dersek 40 sene yetecek kadar rezerv kalmış olacak. 40 yıllık bir enerji için Riskli bir enerji kullanmak ne kadar mantıklı olur? Ki bunun atıkları da var. Reaktif çubukları toprağa kurşunlamak şartı ile gömülmesi gerekiyor atıkların. Deniz suyu ile soğutulduğu için ise denizi de kirleteceği hepimizin ortak bir kararı olsa gerek. Radyasyonlu kirli deniz :) O atık maddeler de geri dönüşüm olarak kullanılamıyor. En azından öyle bir teknoloji bilinmiyor. Ya da ben bilmiyorum :) o katı atık maddelerin de belli bir süre sanırım toprak altında ki kurşunlu depolar da tutulması gerekiyor. Şimdi 40 -50 yıllık bir enerji için ki kontrolden çıktığında da nasıl bir patlama olduğunu ve bu sürec'in nasıl yıllara yayıldığını Japonya dan Rusya dan biliyoruz. Ben ce 35 -40 yıl sürebilecek bir yenilenebilir enerji üretim kaynaklarına yönelinmeli. Ve jeopolitik olarak stratejik bir hedef olarak da görülmelidir bu yapı. Savaş esnasın da orası korunmaz ise ki bu dönemler de ortalık kaynıyor hepimiz görüyoruz. Oraların patlatılmasına karşı ne gibi bir önlem olabilir ben bunu zannetmiyorum bile. Gelelim niye nükleer enerjiye ihtiyaç var sorusuna. Almanya nükleer santralini kapatıyor. Japonya durduruyor. amerika durdurup kapatıyor. Türkiye niye kullanmak istiyor? Sorun enerji açığı. Neyin enerji açığı bu ? Niye peki ? Çünkü:Almanya ve onun gibi bazı ülkeler örneğin Almanya da ki araba fabrikaları nı Almanya da kapatıp dış ülke de açmak . Bu sayede ülkede ki bu tarz ağır sanayi teknoloji fabrikaların duyduğu elektrik ihtiyacını kendi ülkesi değil dış ülkelere çekecek ve kendi ülkesinde ki elektrik ihtiyacını güzel olan bir oran ile düşürmüş olacak. Diğer ülkelerde ki Örneğin Türkiye gibi ülkeler de bu tarz fabrikalar kurulup hem Enerji açığı ortaya çıkaracak hem de karını yine yüksek oranda almaya devam edecek. Türkiye de tam da bu sebepten ötürü Nükleer enerji diyor. Varın siz düşünün.
    Kabuto 19 Ekim 2016
  • 0
    Burası norveç finlandiya değil ki ? Eğer dediğiniz doğru olsa çin , amerika , almanya neden rüzgar tribünlerine felan yönelmiyor ? Çünkü bahsettiğiniz alternatifler 10-15 milyonluk bir ülkeyi ayakta tutacak kadar enerji üretiyorlar ve bunun akabinde nükleer santrallerden daha pahalıya patlıyor . Artık fransa , almanya , çin gibi ülkeler nükller santrale soğuk ama sizin bahsettiğiniz politik şeylerden dolayı değil , onlar nükleer santrallerin abisi olan nükleer füzyona yatırım yapıyorlar . Yani uranyum ve politika , sodyum ve klor gibi ama nükleer enerji ve güç konusunda politikanın son 50 yılda hiç etkisi olmadı .
  • 0
    Çarpık bir bakış olarak; Nükleer tesis yerleri sadece uygunluk değil, stratejik olarakta önemli.

    Örneğin, Akkuyu"da santral var. Etrafındada güçlü hava desteği. Dost ve kardeş arap ülkelerinden biri Akdeniz üzerinden saldıracağı zaman, bu tesisi zarar vermeden geçmeli. Ama oradaki savunmayı yerle bir etmezse, içerilere ulaşamayacak. Bu tesise zarar verse, yayılan radyasyon eninde-sonunda ülkesine de zarar verecek.

    Çernobil örneği gibi... Kaçış yok.

    Seçim konusunda neye göre karar verdiklerini bilmiyorum. Yakıt konusunda belki toryum (çok şehir efsanesi var ama) alternatif olabilir.

    Füzyon bombasi yapabilme kapasitesi ile, füzyon reaktörü aynı şey değiller. Kısa süreli füzyon işe yarar olsaydı, kullanırlardı.
    (Enerji eldesi için Füzyon denince, soğuk füzyon'u düşünüyoruz. Üzerine çok para yatırılıyor ama ne kadar ilerleme sağlandı bilmiyorum.)
  • 0
    Açıkcası bu konuda genelde katıldığım sizlere 1 gram bile katılmıyorum . (: Yani nükleer yada gelecekte adı ne olursa olsun enerji gereksinimi hep olacak . En temiz , en verimli olanı bulana kadar en mantıklı olanı kullanmak yerinde olacaktır . Ki zaten bu ülke için bir önemi kalmadı bunun . Daha biz burada ilk nükleer santrali tartışıyoruz diğer ülkeler füzyon için birleşmiş bir şekildeler . Yani aslında konuşmaya bile gerek yok bu konuyu . (:
  • 0
    Nükleer enerji konusunda katılacak bir şey yok. Çok fazla açmazla iç içeyiz.
    Örnek aldığımız Batı endüstrileşmesini tamamlamış, dünyanın doğal kaynaklarının içine etmiş, atmosferini delmiş ve kirletmiş bir halde bu dönemi kapattı. Sanayii ürün üretimini gelişmekte olan ülkelere (sermaye akışı ile) sağlamış ve kendi ortamının temizlemeye başlamış.
    Gelişmekte olan ülkeler ise gelişim için enerjiye, özellikle ucuz enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu da çevre kirliliğine neden oluyor. Çevre kirliliği ise ulusal sınırları tanımıyor. Gelişmiş ülkeleri de etkiliyor.
    Dünya bu şekilde kirlenmeye devam ederse herkes kaybedecek. Ama gelişmekte olan ülkeler tam bir haksızlık olan bu durum karşısında "Siz yaptınız, ettiniz, kirlettiniz ve bu seviyeye geldiniz. Sattığınız ürünlerle, iletişimle pazarımıza girmek için ürünlerinizi, yaşam tarzınızı ihraç ettiniz. Şimdi benim insanımda aynı şeyleri istiyor ama bunları yapabilmem için enerji lazım "diyor.

    Gelişmiş (daha çok AB kökenliler) batı, sürdürülebilir ekonomiyi kendisine, tüketime dayalı büyüme ekonomisini gelişmekte ülkelere bırakıyor. Bu arada Ar-Ge 'sini yaptığı enerji üretim çalışmalarını da pazarlıyor. Böylece araştırma ve geliştirme maliyetlerini de dağıtıyor.
    Kendisi uygulayabiliyor. Çünkü var olan sistemi değiştiriyor. Yani enerji ihtiyacını zaten karşılıyor. Artık sadece artan nüfus için enerji ihtiyacı var. Sanayi üretimindeki kullanımı da, verimlilik artışı ile azaltıyor.
    Gelişmekte olan ülkelerde ise nüfus ve ekonomi hızlı gelişiyor, Enerji açığı yüksek çünkü öncesi yok. Acil ihtiyacı karşılarken ise, önceliği maliyet oluyor. Rüzgâr veya güneş ne kadar kaliteli kaynaklar olsa da, ihtiyacı karşılama hızı oranı, maliyetine oranla düşük, Teknolojik olarak tamamen dış kaynaklılar neredeyse. İşçilik sadece yerli oluyor genelde.

    Diğer yandan, küresel ısınma kaçınılmaz şeklide sürüyor ve karbon emisyonlarını azaltmak mümkün olmasa da, en azından çözüm bulunana kadar yavaşlatmak lazım. Nükleer santrallerin karbon emisyonu rüzgâr türbinlerinden de düşük. Ve büyük montanlı işler oluğu için, mevcut uluslar arası kurumlardan da finansman kaynağı bulmak daha kolay oluyor. Sadece AB yenilenebilir enerjiye yatırımları ön plana alırken (ki bunda Rusya ve Araplar gibi ülkeler enerji bağımlılıklarını azaltma arzusu ve ihtiyacı da yüksek rol oynuyor) diğer ülkeler kendi ulusal gerçeklerine göre karar alıyorlar. Çünkü gelişmekte olan ülkelerin bir korkusu da, gelişmekte geri kalıp diğer ülkelere karşı daha da zayıf kalmak. Çevre koruma konusunda, tüm ülkeler aynı anda adım atmadıkça, içlerinden bazıları adım atıp, kendisini müşkül duruma sokmak istemiyor. Oysa gelişmiş ülkeler bile, bu adımları çok isteksizce ve ağır ağır atıyorlar. Son Paris konferansı sonuçlarına bakın...
    Ya fosil, ya nükleer açmazı alternatiflere oranla daha güçlü durumda.

    Konuyu orta düzeyde özetledim... (Nükleer enerji konusunda düşüncelerimi bu bakışla yeniden ele aldım.)
  • +1
    Ya lütfen rica edicem. Sanki bu dünya 1. dünya savaşını yaşamamış gibi akabinde 2. dünya savaşını yaşamamış gibi konuşuyorsunuz. Türkler olarak tarihte her attığımız adım neredeyse diyebileceğim ya da bilenen kadarıyla diyebileceğim, hep diğer uluslara örnek olmuştur. İnsanlık açısından söylüyorum. Batı nükleer santral yaptığı için güçlü olduğunu düşünüyorsanız büyük yanılgı içerisindesiniz bunu bir kere söylemek durumundayım. Her şeyi de enerjide nükleere bağlıyorlar. Bu ülkenin yenilenebilir enerji potansiyeliniz den haberiniz var mı? Muazzam bir potansiyelimiz var. Batılı yaptıklarıyla küresel ısınmaya ve artık iklim değişikliklerine neden olduğunu biliyoruz. Batılı değil sadece bunun yanında Çin ve Japonya da katkısı büyük oranda. Onlar bu dünyanın içine etti diye nasılsa artık içine edildi diye bizde yapsak sıkıntı olmaz gibi bir düşüncesizlik ancak durumun berbatlığını misline katlamaktan başka bir şey yapmaz. Size diyorum atıkları ne yapacağız??? Bir çöp poşeti ayarlayıp uzaya mı fırlatacağız? Kim yapacak bunu ? Hangi teknoloji? Hangi donanımlı eleman? Veya geri mi dönüştüreceğiz ? Nasıl ?Getirilecek Nükleer enerji santralinin %100 ünü de bizim mi kullanacağımızı sanıyorsunuz? Konuyu bir çok yere dağıtarak açabilirim ama şu kadarını söyleyeyim. İnsanlıktan bahsediyoruz. Devletlerden ve onların çıkarlarından bahsediyoruz. Tabi ki öncelik stratejik durumu olacak. Savaşlar oluyor. Haritalar değişiyor. Amerika zamanında Japonya ya nasıl 2 tane nükleer bomba atmak durumunda kaldıysa öyle bir durumda ülkemiz içinde de bu nükleer santraller patlatılmak için en önemli unsurlar olacaktır. Bunu yok sayamazsınız. Açıkçası gereken enerjinin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilmesinin ve bunun için gerekli çalışma ve AR-Gelerin desteklenmesi gerekirse yeni bir yenilenebilir enerji kaynağı çeşidi veya oluşturulmuş yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi ile verimliliğinin arttırılmasından yanayım. Nükleer atıklarıyla olsun bulunduğu riskli konumuyla olsun her türlü çok düşünülmesi gerekilen bir enerji üretim kaynağı olacaktır. Enerji olsun da nasıl olursa olsun düşüncesi bu güne kadar dünyayı ne duruma getirdiğini yazların çok sıcak olması ile kışların da çok soğuk geçmesi ile iklimlerin değişmesi ile daha niceleri ile anlaşılıyor zaten. Ayrıca şunu da söyleyeceğim. Almanyanın 2030 küsürlü yıllar için yapımına başladığı bir proje var bildiğim kadarıyla bütün enerjisini yenilenebilir enerji kaynaklarına çevirmeye çalışacaklar. Bu tarz konular da bazı ülkeler başarılarını elde ettiler tabi bağımsızlıklarını da. Yani gerçekten de çok iyi düşünülmesi gerekiyor bu konunun. Stratejik konumundan kullanılacak malzemelerinden yetiştirdiğin ara elemanlara kadar. Ve gerçekten de gereksiz görüyorum. Ama şunu da söyleyebilirim ki Türkiye'nin Nükleer çalışma yapabileceği bir laboratuvar da gerekli. Yani eğer yapılacaksa çok güvenli olduğuna dair bu konuyla ilgili Ar-Ge laboratuvarı oluşturulmasından yanayım. Enerji yerine böyle bir araştırma laboratuvarı kurulumu oluşturulmasını tam anlamıyla desteklerim.
    Kabuto 21 Ekim 2016
  • 0
    Ben nükleer füzyondan bahsediyorum . Nükleer füzyonu araştırırsanız hiçbir atık maddesi olmadığını görürsünüz . Ayrıca amerika ,çin gibi ülkeler yenilenebilir enerji kaynaklarına nükleer füzyona olduğu kadar DESTEK çıkmıyor . Sizin öncelikle şu yenilenebilir enerji kaynaklarının abd , çin , almanya gibi ülkelerde uzun vadede bir yararı olmadığını ve pahalıya patladığını anlamanız gerekiyor . Finlandiya , norveç , izlanda vb ülkelerde etkisi büyütülebilir fakat dünya nüfusnun artışı karşısında yenilenebilir enerji kaynakları yetersiz kalıyor . Tabiki yararı var fakat daha büyük bir perspektifi düşünmeniz gerekiyor . Nedense çok dar bakıyorsunuz gibi
  • 0
    Yada adamın biri yahudiler bizim ekonimize zarar veriyor deyip 10 milyon insanı katletti sizin dediğiniz zamanlar . Yani savaş aklınıza geliyorda bu gelmiyorsa bence insanlık kelimesini bir daha tanımlamalısnız . Nükleer teknoloji ile insanlık ay'da çıktı ç
  • 0
    Yani size ne diyeyim nereden nereye çekiyorsunuz. Benim söylediklerimin bir gramını anlamamışsınız. Bakınız bey efendi veyahut hanım efendi. Bura da Türkiye ye kurulacak olan nükleer santraldir. Sizin dediğiniz füzyon olayı tepkime olayıdır. Bildiğim kadarıyla söyleyeceğim. Bilindiği üzere pozitif yükler birbirini iter. Siz Atomların çekirdeğindeki pozitiflerin birbirine geçip yeni bir madde oluşmasından bahsediyorsunuz. Yani bağlanma enerjisinden. Öyle bir kinetik enerji ki bu enerji aralarındaki itme kuvvetinin üstün de bir enerji olması gerekiyor füzyonun olabilmesi için. Önce buna kavuşmak gerekir ve ben de bunun için Ar-ge laboratuvarından söz ettim araştırılsın. Bilgiler üretilsin ve gerekeni biz kendimiz yapalım bir başkası değil. Eğer yapacaksak. Ben karşı olduğumu söylüyorum. Ama yapılmasın da diyemem açıkçası. Diyebileceğim ve az önce de dediğim şey eğer böyle bir nükleer santral kurulacaksa çok iyi düşünülmesidir.
    Kabuto 22 Ekim 2016
  • 0
    Değerli Kabuto, doğruyu söylemek, haklı olmak anlamına gelmiyor. :-(

    Bizim gerçeklerimiz ile siyasetçilerin ve uluslararası politikaların (ve şirketlerin) gerçekleri uyuşmuyor sadece...
    Nükleer enerji bir sonuç değil, arayol sadece. Alternatiflerini geliştirmediğimiz ve geç kaldığımız için alternatifsiz gibi gözüküyor.
  • +1
    Pek değerli shibumi_tr, Gerçek dediğimiz olay bilimdir. Bilim gerçektir! Doğru denilen şey ise kişiseldir. Benim burada ki bahsettiğim şey ve isteğimi açık bir şekilde ifade ettiğimi düşünüyorum. Yani demek istediğim ortada yanlış olan bir durum var. Ve bu durumu bir kez daha yanlış yaparak düzeltemezsiniz. Bu sadece günü kurtarmak olur. Ve Böyle bir çağ da ve böyle bir konuda insanları kandıramazsınız. Gerçek evrenseldir. Doğru ise kişisel. Siyasilerin veya başka bir değiş ile politikacıların gerçekleri diye bir kelime kullanmak yanlış olur. Ama doğruları derseniz evet o konuda hak verebilirim. Çünkü herkes 'in doğruları var. Benim söylediğim şey ise; gerçeğin analizinin sonucunda yapılması gerekilen bir adımdır. Biraz derin ve mecaz bir anlatımla anlatmaya çalıştım belki ama sizin beni anladığınızı düşünüyorum. Sırf Başkalarına göre doğru bir adım olacak diye gerçeği değiştiremeyecek bir adımdır bu atılacak olan adım. Benim aradığım ve en az sizin de isteyeceğiniz kadar istediğim şey gerçektir. Adımlar ona göre atılması gerekir. Saygılarımla...
    Kabuto 24 Ekim 2016
  • 0
    Kandıramazsınız derken lütfen üzerinize alınmayın. Bu söylemim ülkeyi yöneten politikacılar içindir. Yani size söylenen bir şey değildir.
    Kabuto 24 Ekim 2016
  • 0
    Evreni gözlemlememizi sağlayan '' ışık ve ışık spektrumunun '' sadece 10 trilyonda birini algılıyoruz . Ve siz bu algı ile yaptığımız '' bilime '' evrensel dediniz . '' Gerçek evrenseldir '' . Bunun yerine şunları okusaymışım daha iyiydi :'' Entropi yok , evrim deli saçması , ay' a gidilmedi , termodinamik yanlış ''
  • 0
    Ve bu arada ciddi anlamda füzyona ve gelişmelerine bakın birazcık . Füzyon araştırmalarının uygulamaya dönüştüğü en az 4 sayfa google arama sayfası + makaleler bulacaksınız . Çinlililer , fransızlar ve ITER nükleer füzyonu , önümüzdeki 20 sene içinde uygulamaya dökecekler . Ben dediğim için değil olacağı için böyle bu durum . Ben nükleer reaktör deyince ,( hatta uygulamaya bile geçmemiş bir enerji türü ) bile karşı çıkanlar oluyor ve nükleer füzyon diyorum ; kendimiz yapacaksak oluru var diyorsunuz . Şöyle diyeyim madem bir gerçeklik spektrumu var o zaman kendi gerçekliğinizden çıkıp büyük resmi görün . Bilim , gerçeklik spekturmunda belli bir alan kaplıyor olsun . Çeşitli hükümetler ve ülkeler bu alanın içinde belirli yüzdeler oluştursun . Ha şimdi hayal edin . İşte biz o ALANDA yani SKALADA bile yokuz .
  • 0
    Sevgili God of Creative, beni anlamamak da ısrarcısınız sanırım. :) Bakınız siz çinden fransadan nükleer füzyonu önümüzde ki 20 sene içinde uygulamaya dökecekler diyorsunuz. Ben de diyorum ki bize yapılacak olan nükleer santral sizin bahsettiğiniz gibi olmayacak. Ben sizin bahsettiğiniz gibi olabilmesi için gerekli laboratuvarların oluşturulup çalışmalar yapılmasından bahsediyorum. Evet bilim evrenseldir. Çünkü bilim gerçektir. Yani o çalışmalar yapılmadan o koşullar oluşturulmadan bir nükleer enerjiye karşı çıktığı mı söylüyorum. Sizin doğrularınız ile gerçeği karıştırdığınızı düşünüyorum. Evet biz o alan da yokuz. İşte bu yüzden bir kez daha bu düşüncemin arkasındayım.
    Kabuto 24 Ekim 2016
  • 0
    Nasılki gelişmekte olan bir bebek için süt şartsa tütkiye için de nükleer daha cok şart. Yabancıların algısı artık bitsin bu cahıllerin üzerinde
    ismail batı 26 Ekim 2016
  • 0
    İsmail batı, Yabancıların algısında olan kim acaba bir sorgulayınız. Kendinizi sorgulamadan bir başkasını yargılamak doğru bir davranış örneği değildir.
    Kabuto 29 Ekim 2016
  • 0
    Ben legolardan yaptım çalışıyor. Laboratuvarında bu zamana kadar farklı fikirdeyim ancak 5
    black salamı back 03 Kasım 2016
  • 0
    Bu sorumu şimdi eğer türkiyenin gelişmesini istiyorsak evet
    Furkan aşı 05 Kasım 2016
  • 0
    Avrupa ülkeleri 10 20 sene ondeler bu ulkeler yok etmeye calisiyor yapamiyorlar. Bunu gordugumuz halde neden yapiyoruz ki?
    ibrahim Argan 16 Kasım 2016
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

4.655 soru

27.497 cevap

30.192 kullanıcı

Giriş Yap