• 0

    Zamanın tek yönlülüğü

    başar tanrıken 13 Ekim 2010
  • 0
    biz kaderimizi hatırlarız sadece geçmişte yaşanan olayları hiç kimse değiştiremz çünkü onlar kader olmuştur fakat gelecek daha yaşanmadığından (yazılmadığından =kaydedilmediğinde=kader olmadığından) dolayı onu hatırlamayız. yani bir şeyi hatırlamamız için öncelikle yazılması lazım yazılamayan bir şeyide nasıl okuyabilirz ki.
    celaleddin hamuş 02 Kasım 2010
  • 0
    Kader hepimzin farklı algıladığı bir kavram. Ben daha farklı bir şeyden bahsediyorum. Daha objektif. Gelecek yaşanmadığından diyorsunuz. İspatınız nedir. Geçmişten yaşanmış olaylar diye bahsediyorsunuz bunu için bir ispatınız var mı? Bence geçmiş ile gelecek arasında görünür tek fark bir taraf hakkında bilgimiz olduğunu düşünmemiz diğer taraf ile ilgili bir fikrimizin olmadığına inanmamız. Bu soru bana ait bir soru değil. Yüz yıllar önce müslüman bilim adamları hafıza bir kayıt cihazımıdır yoksa bir algılama organı mı sorusunu tartışırken aslında aynı şeyi tartışıyordu. Bu sorunun cevabını bilebilirsek çok şey aydınlanacaktır.
    başar tanrıken 12 Kasım 2010
  • 0
    Geleceği hatırlamayı kimileri dejavu olarak adlandırıyorlar.
    neden hatırlamadığımızı bilmiyorum fakat geçmişide zaten unutmuyor muyuz?
    Hem zaten geleceği yaşamadığımız için bilmememiz mantıklı değil mi?
    Sorunun kendinisi anlayamadım doğrusu
    Gülce ... 08 Aralık 2010
  • 0
    Geleceği yaşamadığınız için bilmediğinizi söylüyorsunuz. Yaşamadığınızı nereden biliyorsunuz hatırlamadığınızdan mı?
    Tersini düşünürsek geçmişi yaşadığınızı nereden biliyorsunuz? Hatırladığınız için mi?
    Gerçekte ikisi için de net kanıtlarımız yok. Neyse yukarıda yazdıklarımı tekrarlamıyayım ancak şimdi dışında hiçbir şeyin varlığından söz edemezken iki yön arasında bir farkın oluşmasının bir gerekçesi olmalı. Tıpkı yer çekimi gibi bir şeyi bırakınca düşer değil mi? peki neden çünkü orası aşağısı yukarı düşecek hali yok ya.. derlerdi bir zamanlar. Ancak şimdi farkı yaratan şeyi biliyoruz.. bu soru da onun gibi bir soru yalnız cevap hakkında bir fikrimiz yok..:)
    başar tanrıken 09 Aralık 2010
  • 0
    Geleceği yaşamak için, bizim zamanımızdan daha hızlı yada zaman olarak önde devam eden başka bir evrene geçiş yapmak gerekir. Sonra geri gelmiş olmak gerekir çünkü aynı anda iki evrende birden olamayız. Üstüne üstlük bunu hatırlamamak tuhaf olurdu. Çünkü bu bilinçli yapılacak bişey olmak zorunda. Eğer değilse, geleceği yaşayıp unutuyorsak, sık sık insanların bir süre tamamen, kaybolup kaybolup geri gelmeleri gerekirdi. Ne olduğunu nereye gittiğini sorduğumuzda da hiçbirşey hatırlamamaları gerekirdi. Yani geleceği yaşıyor olsak mutlaka bunun belirtileri olur. Ayrıyetten gelecek yaşanıyor olsa unutmak niye olsun, hadi unutmak oldu, niye herkese olsun, mutlaka hatırlayan biri çıkar gelecekten haber verirdi. Mantıkende geleceğin henuz yaşanmamış olduğu ortadadır zaten, yaşamadığımızı yaşamadığımızı bildiğimiz şeye gelecek dediğimizden biliyoruz. O bilgiye nasıl ulaşıyoruz, sadece hatırlamadığımızla değil mantık dışı bir iz veya değişikliğe de rastlamadığımızdan biliyoruz. Ayrıyetten kendi evrenimizin dışına çıkmadan zaman yolculuğu yapamayacağımızdan biliyoruz. Hiç evrenler arası gezinen bi halimiz varmı ki acaba geleceği yaşamadığımızı bilmeyelim...
    Burak Kayadelen 17 Ağustos 2011
  • 0
    konuyu görünce ilgimi çekti. biraz fazla geç oldu ama :) bence mantıklı bir konu. gelecek adını verdiğimiz şeyi kimi zaman dejavu olarak hatırlıyoruz kimi zaman da rüyalar yani bilinçaltı sayesinde tam olarak olmasa da gelecekle ilgili birşeyler görüyoruz. ama belki de Başar Tanrıken'in de dediği gibi gelecek de zaten bizim belleğimizde kayıtlı olan birşeydir fakat belki de biz bunun farkında değilizdir. yani yaşamamış olsak da geleceği biliyoruzdur ama bilinçaltımızda saklıdır.
    Beyza Taşkın 25 Şubat 2014
  • 0
    Merhaba, bizler (yaratılmışlar) için gelecek sadece olasılıklar denizidir. Öngörülebilir, tahmin edilebilir ancak asla bilinemez. Çünkü olasılıklar sınırsız, en yüksek olasılıkların tahmin edilebilirliği ise bilgiyle orantılıdır. Yani ne kadar değişkenin bilgisine anlık olarak sahip olup aynı zamanda bu değişkenlerin süreç sonuçlarını biliyorsanız, gelecekteki olasılıkları o kadar iyi tahmin edebilirsiniz. Bu tahmin ve bilgide geçmişe ve daha önce olmuşluğa dayanır. Bu durum bize tutarlılığı yani gerçek dediğimiz kavramı verir. Tutarlılıkları takip edilerek gelecekte sadece çok ufak değişiklikler tahmin edilebilir.

    Dejavu hakkında şu hipoteze sahibim: Beynin an içerisindeki bir olayı daha önceki benzeriyle özdeşleştirmesi sırasında ortaya çıkan his aldanmasıdır. İlk defa yaşadığınızı düşündüğünüz anlar bile aslında daha önce yaşadıklarınızdan çok farklı olamaz. Çünkü bulunacağınız ortamlar ilk defa bulunduğunuz yerler genellikle değildir. Öyle bile olsa mutlaka birçok yer birçok yere benzer. Ufacık bir benzerlik dahi beynimizin daha önceki hatıraların kaydını tutan sinirleri ateşlemesi için yeterli olabilir. Bu ateşleme sonrasında bilince doğru gelen ilginç hisler meydana gelebilir. Bu durum beynimizin bilgi işleme sistemlerinden yerine koyma metodu uygularken ortaya çıkar. Yerine koyma daha çok tam hatırlanamayan hatıraların oluşturduğu boşluğu doldurma sırasında ortaya çıkıyor. Genelde de yanlış sonuçlar veriyor. (araştırmak için ipucu: yanlış hatırlama) Bu hipoteze
    dahil ettiğim birşeyde beynin bilgi işleme metodlarında birde modelleme özelliği olması.
    Modelleme daha önce kaydı olmayan görsel bilgileri oluşturabilme kabiliyetidir. Hayalgücünün birbaşka tanımı da olabilir hayalgücünün kaynağı da olabilir. Toparlayacak olursak hayalgücü, modelleme, hafıza gibi beyin fonksiyonlarının birbirleriyle olan bağıntılarından kaynaklanan bir yanılsamadır dejavu. Rüyalarında çoğunun hayalgücü ve bilinçaltı'na bağlı olarak geliştiğini düşünmekteyim. Ayrıyetten dejavu olayının rüyalarla harmanlanmış bir tipi de bulunmakta. Yani ilk defa yaşadığınızı düşündüğünüz
    bir olayı daha önce rüyanızda gördüğünüzü düşündüğünüz andaki yanılsama. Yaşadığımız çoğu mantık dışı olayın aslında açıklaması bulunmaktadır ve kanıtlanabilmektedir. Ancak insanoğlu açıklayamadığı herşeye doğaüstü anlamlar yüklemekten kendini alamaz. Gerçektende doğaüstü olaylar açıklanamayan tecrübeler olabilir olmuşturda ama her doğaüstü gibi gelen şey doğaüstü değil yanılsamadır. Bu durumun
    çok ilginç örnekleri vardır. Kolu olmayan bir adamın kolunun varolduğuna inanması ve yalan makinesine bağlandığında sonucun adamı desteklemesi, yine birbaşka adamın aynı anda iki yerde olduğunu iddia etmesi ve söylediklerinin yalan makinesi tarafından desteklenmesi ancak bu adamın beyninin uzay konumlandırma bölgesinde fiziki hasar tespit edilmiş olması vs...
    Burak Kayadelen 08 Mart 2014
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

4.644 soru

27.470 cevap

30.156 kullanıcı

Giriş Yap