• 0

    Işığın Doğası

    laniakea 20 Temmuz 2014
  • 0
    Sorular çok güzel. Mükemmeller.
    Üzerinde düşüneceğim. (Kendi varsayıma göre bunlar nasıl cevaplanabilir diye)
    Eğer bir fikriniz var ise paylaşmanız da çok güzel olurdu.
    Burtay Mutlu 21 Temmuz 2014
  • 0
    şimdi ışığın elektron ve pozitrona ayrılması enteresan olur çünkü feynman diagramında zamanda geriye giden bir pozitron olduğunu görürüz ayrıca diagram zamanda geri gidişide barındırdığı için bir bahsedilen olayı görmek zorlaşabilir ancak elektron-pozitron imha örneğinde ışık hızında olduğu için zamandan bağımsız varsayışabilinecek olan ışığın tersden bir durumuda olabilir....ışığın konumu sonsuz değil sonsuz olması için sonsuz hızı olmalı idiveye en azından aşırı küçük bir alana sıkıştırılmış olması gerekirdiki(elektron gibi)bir konum belirsizliği olsun....ve mükemmel olmayan tek soruya gelelim diğerleri harika nobel kazandırabilecek sorular(ben olsam sorsan yeter direk vermiştim nobeli)neyse mükemmle olmayan soruya geleyim ışıktaki enerji biterse dönüşür, ısıya dönüşür, titreşime dönüşür, harekete dönüşür,yani sadece dönüşür,yok ben hareketi ne zaman biter diye sormuştum dersen sabit momentum dirençte yoksa newton ellerinden öper....
    NOT: daha çok soru isteriz:D
    porofsercan porofser 22 Temmuz 2014
  • 0
    Aslında tüm bu soruların altında daha büyük bir soru yatıyor.
    Einstein özel görelilik açıklarken iki postula öne sürüp yarattığı uzay zamanı açıklayabildi.ışık hızının her zaman 300.000km/s olduğu.
    O zaman tüm bu sistemin açıklaması gereken bir soru ortaya çıkar."Işık hızı neden üst limit hızdır?".Düşünceme göre ışığın madem hızı değişmiyor. O zaman ışığın başlangıçı ve sonu yok.
    Bana göre bir enerjinin olabileceği iki durum söz konusu "potansiyel enerji"(Açmak gerekirse bir cismin konumundan dolayı sahip olduğu enerji) ve "kinetik enerji"( Bu da maddenin hareketinden dolayı sahip olduğu enerji).
    Bu enerji türleri içlerinde denge kurmak amacıyla birleşip bildiğimiz maddeleri yaratıyor.Yani bir enerjinin maddeleşebilmesi için iki enerjide şart.(Tabi birde bildiğimiz enerjinin farklı bir enerji olmasıda gerek)
    Bu şekilde düşünüldüğünde biri sonsuzken diğerinin sıfıra yaklaşması gerekiyor.Yani madem ışık hızı üst limit hız o zaman konumunun sonsuz olması gerekiyor.Burdan şu sonuç çıkarılır"Acaba evrende var olan ışık tek bir foton mu?" yada "Evrendeki boşluk enerjisi bildiğimiz enerjiye eşlik edip belirli bir hızda mı kalmasını sağlıyor?".
    Evreni bir okyanus olarak düşünün ve ışık okyanusdaki herhangi bir dalga (dış etkilerden korunmuş).Ben o okyanusa ayağımla girdiğimde okyanusda oluşan etkinin diğer tüm kişilere gitmesi gibi.
    Bu şekilde düşünüldüğünde cevaplar şu şekilde ortaya çıkıyor.
    -madde iki enerji barındırır.(potansiyel ve kinetik)
    -Işık boşlukta enerjiye eşlik eden dalga parçacığıdır
    -Belirsizlik ilkesinin neden olduğu ortaya çıkabilir.(yani eğer bir madde sahip olduğu hareketi belirli bir konumda depolayamazsa daha geniş bir konuma sahip olur.Hız artıkça dengesizlik artar.)
    -Enerjinin durgun bir konuma sahip olabilmesi için yeni bir enerjinin gerekliliğini ortaya koyar.
    -Kopenhag yorumuyla ilgili olarak maddenin bulunma olasılığından çok maddenin zaten enerjisinden dolayı o konuma sahip olduğu .Yani maddenin dalgasal formu.
    -Yani ışık boşluk enerji yoğunlaşması olabilir.
    Fakat hala cevaplayamadığım bazı sorular var "Enerji neden maddeye dönüşür?"."Acaba tüm bu maddelerin tek bir kökenimi var?".yani beni sizi oluşturan elektron tek bir elektron mu?.Madde sadece konuma sahip olabilir mi?"
    laniakea 22 Temmuz 2014
  • 0
    maddenin sadece konuma sahip oluşu şu sorunuda ortaya çıkarıyor eğer hepsi tek maddeyse neden aynı anda hepsi aynı davranmıyor,ayrıca belirsizlik ilkesi proton etrafında dönen elektron için geçerli diğerlerinin (mesela foton) kıstırıldığı bir geri dönüşüm olmadığı için belirsizlik ilkesi fotona sökmüyor....olsun ilerliyoruz konuyu boş verme sakın olmadı pm at :D
    porofsercan porofser 23 Temmuz 2014
  • 0
    Belirsizlik ilkesi bildiğim kadarıyla
    Konum*hız tüm atom altı parçacık için geçerli. Yoksa kuantum alan denklemleri olasılık yorumuna göre düzenlenmezdi.bahsettiğim olgu rölativistik hızlara sahip atom altı parçacıklar için(nötrinolar,elektron foton)yani eğer hız sonsuzluk limitine ulaşırsa konumda sonsuzluğa uzanır.Bu şekilde ışığın boşlukta nasıl ilerliyebildiği ve neden sabit bir hız değerine sahip olduğu açıklanması olabilir. Böylece dolanıklığın neden olabileceğiyle ilgili de bir fikir sahibi olunabilir.Neden maddelerin aynı şekilde davranmamasında ise.Anlatmak istediğim enerjinin bir okyanus olarak düşünülürse başka bir enerji türünü enerji yoğunlatırarak belirli bir hız ve konuma sahip olmasını sağlıyor.Benzerlikten kastım bu.Ayrıca eğer madde 0 kelvine yakşatığında sadece konumun kaldığını bilmekteyim
    laniakea 23 Temmuz 2014
  • 0
    Öncelikle profsercanı bir noktada protesto ediyorum. (Ciddiye alıp, almamak ona kalıyor böylece :-). Cep telefonu veya facebook mesajı gibi yazmayın. Konuları birbirine girmiş bir karışıklıkta aktarıyorsunuz. Değerli bir bilgi birikimine sahip olduğu görülen fikirleriniz ve bakış açınız tam anlaşılmıyor.

    Burtay Mutlu 23 Temmuz 2014
  • 0
    Şimdi soruya gelelim. Niye mükemmeller ?
    Çünkü sorular temel olanlar. Yani bir çok karmaşa, kaos ve mevcut durumun nedenleri bu soruların cevaplarında gizli.

    Buna Japonca da "şibumi" derler. (Sıfat olarak shibui'ye de bakabilirsiniz).

    S-1)Işık niçin hem dalga hem parçacık?
    Bence bunun ana nedeni uzayın, zaman ile iç içe geçmiş olmasından kaynaklanıyor. Zaman bir genleşme değeridir. 1 cismi sabit bir evrende 3 boyutlu olarak koordinatları ile tanımlayabilirsiniz.
    Ama genişleyen bir evrende aynı cismin konumunu tanımlamanız için 4ncü boyut gerekiyor; yani zaman. Ancak bu şekilde o cismi bulabilirsiniz evrende.
    İkinci bir nokta zaman elastiktir ve her yöne genişler. Bu da uzayı da aynı şekilde genişletir. (Bu nedenle zamanın, fraktal bir yapıda olması gerekiyor.)
    Üçüncü nokta; ilk genleşmenin başlangıcında (3–4 farklı varsayımım var ama önemli değiller bu tartışmada) uzay-zaman genleşmesi dalgasal bir hareketti. Hala da dalgasal hareket ediyor.

    Bu nedenle kuantum dualitesi karşımıza çıkıyor. Atom altı parçacıklar, gözlemlenmedikleri zaman içindeki parçacıklar, deniz dalgası içindeki köpükler gibi, dalgayla hareket ediyorlar ve girişim oluşturuyorlar.
    Diğer yandan gözlemlendikleri zaman, artık elimizde dalga üzerindeki “herhangi elektronlar ya da fotonlar” yok. “Belli olan ve doğrusal hareket eden” gözlemlediğimiz parçacıklar var.
    Gözlemlediğimiz parçacıklar, lineer hareket ederken, gözlemlemediklerimiz doğal olarak dalga ile hareket ediyorlar.

    Eğer 100 milyon parça gözlemlesek, 100 milyonunda nereye gittiği belli olacak.
    Bu arada gözlemlenemeyenler dalga halinde hareket edecek.

    Gözlemlemediğimiz zaman kaç milyon parçacık yolladığımızı bilemeyeceğimiz için, bunlardan kaç tanesinin belirlenen noktaya isabet ettiğini, kaç tanesinin diğer olasılıklara hareket ettiğini bilemeyiz.
    (Atom altı parçacıkların bu şekilde davranması bana çok mantıklı geliyor ama tam aktaramadım. :-(

    Bu bir adamın 100 defa aynı noktaya top fırlatmasına benziyor. (Gözlem/Ölçüm; doğrusal ).
    Diğeri ise 100 topun aynı anda savrulmasına benziyor. (Gözlemlenmeyen, dalgasal)

    ( http://www.youtube.com/watch?v=GFMa_xShJz0)

    Aynı şekilde dalganın hızı içindeki parçacığında hızı olacaktır. Bizim gözlemleyebildiğimiz evrende bu nedenle hiç bir şey, içinde bulunduğu ( zaman) dalgasının hızını aşamayacaktır. Aşabilirse bu evren için var olmayacaktır artık.

    S-2) Işığın konumu sonsuz olabilir mi? - Bunu düşünüyorum hala

    S-3) Işık boşluk enerjisi yoğunlaşması olabilir mi ? — Bilmiyorum. Ama daha önce maddelerin uzay-zaman dokusundaki etkileşim sırasında kendi yaydıkları minik dalgalar olduğunu düşünmüştüm. Bu sayede de farklı her kütleye sahip parçacık ki farklı boylarda dalga üretiyordu. Maddelerin titreşimlerinin ve dalga boylarının farklılığını buna bağlamıştım.

    S-4) Işık enerjisi biterse, ne olur? Bitemez... Bitmez, uzay-zaman dalgası içinde ve onunla hareket ettiği için onun hızına ve enerjisine tabii. Arada kütlelere denk gelirse kütleyle olan etkileşimine göre frekans kaybı olabilir. enerji yitirebilir ya da kazanabilir. (Frekansı, rengi değişebilir) .Ya da tamamen soğrulup atomlarca farklı ve tek frekansta ışımaya neden olabilir. (Lazer, Fotolüminesans gibi...)
    Burtay Mutlu 23 Temmuz 2014
  • 0
    Çift yarık deneyi ile ilgili olarak;
    Düşünceme göre durgun maddenin hızı rölativistik hızlara kaydıkça konumu belirli bir noktadan kayıp konum sonsuza doğru yaklaşıyor.Maddenin gözlemciye bağlı olarak girişim veya parçacık özellik göstermesi şu şekilde açıklanabilir
    Maddenin hızı arttıkça konumunun artması maddenin olabilceği olasılıktan çok zaten o olasılık dalgasındaki heryerde olması yani olasılık değil yani madde "aynı anda birden fazla konumda" eğer biz belirli bir noktasal konum almayıp parçacığı dalga şeklinde gözlemlersek ışık dalga özelliği gösteriyor. Ama deliklerden bakıp belirli bir noktasal konumu takip edersek belirlediğimiz konum sabit olduğu için ışığın sadece o konumdaki etkisini gözlemliyoruz. Bu şekilde ışık parçacık özelliği gösteriyor
    Sonuç
    -Yani ışığın olasılık dalgası yerine hızından dolayı sahip olduğu konumlarda olduğunu
    -Yarıklardan bakılırken ışığın sadece belirli bir noktasındaki konumunu göz önüne aldığımız için sadece o konumda gösterdiği özelliği gözlemliyebiyoruz.
    laniakea 24 Temmuz 2014
  • 0
    Farklı açılardan benzer sonuç :-)
    Rölativistik hızlardan kastınızı;" maddenin ışık hızına yaklaşması ile kütle kazanması" olarak algıladım.(Sonsuza kaymasından dolayı)

    Ama bunun konum artırmayla bağlantısını kuramadım. (?)
    Burtay Mutlu 24 Temmuz 2014
  • 0
    Ben maddenin sahip olduğu enerjiyi ikiye ayırıyorum.potansiyel enerji (ek bilgi)enerjinin karşıt bir enerji grubuyla etkileşerek uzay zamanda edindiği konum
    Birde kinetik enerji var. Aslında benim temel amacım potansiyel enerji ve kinetik enerjinin bir çeşit denge etrafında birleştğini düşünmekteyim.
    Yani örnek vermek gerekirse bir ipin ucundaki tenis topu bağlar ve ne kadar çok hızlı çevirebilirseniz gözlemlediğinizde sanki topun bir bir çember yaratarak çemberdeki herhangi bir konum üzerinde olduğunu söyleyebilirsiniz (tabi bu ışık hızına yakın bir hızda) eğer yavaşlamaya başlar ve en sonunda topun hareketi durursa topun size göre konumu nerdeyse kesin bir şekilde bilinecektir.Buradan maddenin sahip enerjinin dağılımı "hız/ konum*enerji yoğunluğu=ə" (ə burada bir sabit) tabi bu varsayım matematiksel işleminin bu kadar kolay olduğunu sanmıyorum:))))
    laniakea 24 Temmuz 2014
  • 0
    Zamanın fraktal özelliği göstermesinden bahsetmişsiniz.Zaman fraktal özelliği nasıl gösterebilir? Açıklarmısınız
    laniakea 24 Temmuz 2014
  • 0
    Benzer mantık sanırım Einstein'ın madde'nin hızlanmasında da söz konusu. " Einstein, özel görelilik ile tüm hareketler için bir yasa getirir: Bütün cisimlerin uzaydaki ve zamandaki bileşke hızı, her zaman tam olarak ışık hızına eşittir.
    Cismin uzay ve zamandaki bileşik hareketi her zaman birbirini tamamlar. Cismin zamanda yaptığı ışık hızındaki hareketin, bir bölümü uzayda harekete aktarılır, böylece bileşke hareket sabit kalır. Bu cismin zamandaki hareketinin yavaşlamasıdır." (Bir kitaptan alıntı, sanırım B.Green'in'di kitap)

    Zamanın fraktal olduğu varsayımım şuna dayanıyor. (Bu arada ikinci bir zaman boyutu varlığını düşünüyorum ama daha kelimelere dökecek tanımalma bulamadım. Ehh ispat veya yanlışlamayla sorgulama için gerekli matematikte olmayınca, havada kalıyor varsayımım)

    Zaman'ın uzayın dokusu içine girmiş, kaynaşmış olduğunu biliyoruz. Şunu düşündüm. (Gene kendi evrebn modeli varsayımıma göre) Zaman bir hızdır. Evrenin genişlemesinin bir sonucu hatta nedeni... Bu durumda zamanın da evrenin genişlemesiyle benzer bir tek yönü olmalı. Ki bu yön zaten var, geçmişe dönemiyoruz, gelecek var hep.
    Diğer yandan hızlanan cisimler için zaman kavramı değişiyor. Bu udurmda var olan asıl zamana göreceli yeni bri zaman oluyor. Özellikle geçmişe dönme imkanı oladığına göre (varsayımsal modelimde), zamanın hızla bağlantılı olarak bir yayılma şekli olmalı.
    Hem uzay dokusuyla iç içe, hem genel zaman ile uyumlu hem de bağımsız. Bunun da zamanın her boyuta doğru genişlemesi gerektiğini varsayarak çözdüm.

    İki boyutlu fraktal desenleri bilirsiniz. Sürekli genişler ve asıl yapısını/desenini şeklini bozmaz. Ama dıştan gözüken çok farklı olabilir. Bunu üç boyutlu hayal etmeye çalıştım. Bir tür küre ve o kürenin üzerinde daha küçük küreler ve onların üzerinde daha küçük küreler, vb. gibi...
    Her parçacığın ( maddeyi bir bütün olarak değil, onu oluşturan parçacıkların bütünü olarak ele aldım) hareketi uzay-zaman dokusunda bir zaman oluşumuna yol açıyor.

    Düşünce daha yeni, etraflıca oturtamadım. Bu yazıyı daha sonra tekrar düzenleyip, geliştireceğim. Bu arada, Teşekkür ederim. :-)











    Burtay Mutlu 30 Temmuz 2014
  • 0
    Diğer konuya döneceğim ama; ip ucuna bağladığınız teniz topu hikayesine dönmek istiyorum. Tenis topunun hızı artıkça, kütlesi de artıyor. Fakat bu arada konumunu da belirlemek zorlaşıyor. Bulunabileceği varsayımsal yeri (yörüngeyi) esas alıyoruz.

    Bu ya da benzer bir bakış açısıyla mı; kütle ile konumu arasında ilişki kurdunuz? Çok özel bir yaklaşım benim için ve kendi içinde tutarlı da. Genişletilebilinir mi? Ona bakmak lazım...
    Burtay Mutlu 31 Temmuz 2014
  • 0
    Bence ışık sonsuza kadar gider.Eğer evrenin sonuna gelirse evreni asla geçemez çünkü evren ışık hızında genişliyor.Fakat ışık yetişirse evrenin sonundan yansır.Yani asla evrenin sonundan geçemez.(benim düşüncem).
    Mr.Physics 17 Ağustos 2014
  • 0
    Işık benim bildiğim elektrik alan ile manyetik alanın dik kesişmesinden oluşur.(Işık elektromanyetik dalga olduğu için).Veya bir elektrona enerji vererek.
    Mr.Physics 17 Ağustos 2014
  • 0
    Işıktaki enerji biterse bence ışık yanmaz yani parlaklığını ve gücünü kaybeder.Fotonları asla titreşmez
    Mr.Physics 17 Ağustos 2014
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap