• +1

    Zamanda yolculuk hakkında paradoksları yıkacak, zaman hakkındaki bildiklerimizi tamamen değiştirecek mantıklı bir yorum...

  • 0
    Fakat burda önemli nokta zamanın "gözlemci" açısından işleyişidir. Bir insan içinde, taş içinde zaman bu referansların kendine ait bir boyutudur. Tıpkı eni, boyu, derinlikleri gibi zaman çizgiside gözlemciye has bir özelliktir. Görecelik teorisine "görecelik" denmesinin sebebi de budur. Evreni kapladığımız referans noktasından algılarız. Zamanda yolculuk yaparken, yakın olduğumuz cisimlerden etkileniriz, çünkü onunla aynı bükülmüş noktada tek bir cisim gibi görünürüz. Örneğin dünyada yaşıyoruz ve dünya kendisiyle birlikte bizi de geleceğe taşıyor, kütlesi dolayısıyla uzayda olduğumuzdan daha hızlı yaşlanıyoruz. İstediğimiz kadar uzun geleceğe yolculuk yapalım, DeLoreanımızla birlikte zaman bizim için donmuş bile olsa, zaman bizim için donmuş olacaktır, asıl nokta da burda zaten. Dışevrende zaman hala akmaya devam edecek ve hedeflediğimiz zamana geldiğimizde, buzun içindeki mamutlar gibi yaşlanmamış olabiliriz. Ama Deloranımıza binip geçmişe gitmemiz böyle mümkün olmayacak. Zaman "gözlemci" açısından donarsa bahsedildiği gibi dış evrende, dış evrenin ilerleyişine göre ileri doğru gideriz. O yüzden DeLoreanımızla geçmişe yolculuk yaptığımızda en mantıklı şekilde şöyle olacaktır; "gözlemci" için zaman geriye doğru akacaktır. "dış evrende" zaman geriye doğru akmayacak. Tam olarak anlaşılması için; geleceğe doğru yolculuk yaparken hızlanma prensibine göre deloreanın camından dışarı baktığımızda zamanın ileriye doğru hızlandığını göreceğiz, donma prensibine göre yolculuk bittiğinde bir anda başka yere ışınlanmış gibi gözükecek. Çünkü zaman hızlanma prensibine göre yine ileriye doğru akıyordur, donma prensibine göre geleceğe ışınlanıyormuş gibi. Geriye giderken ise zaman yine bizim için geriye doğru akmış olacak, dolayısıyla gençleşicez, bildiklerimizi unutucaz, tabi deloreanımızda aynı şekilde fabrikasındaki haline dönene kadar gidecek. Dış evren için teorik "takyon" parçacığı olduğumuzdan bizim deloreanımızla birlikte geri gidip yok olduğumuzu gören olmayacak. Yolculuk bittiğinde tekrar doğup galeriden deloreanımızı alıp geriye doğru yolculuk yapmaya çalışacağımızdan, dış evren için geriye doğru yolculuk yaptığımız referans tarihten itibaren ortadan kaybolmuş olucaz ve o tarihten sonra dışevrendeki polis teşkilatı tarafından kayıp ilanımız dosyalanacak. Tabi söylentiler çıkacak, geçmişe gitti, kimbilir neyi değiştirdi, kimbilir ne kadar zengindir şimdi, belki de havai adalarının kralı odur gibi torba ağızlılar tarafından çekiştirilicez..
  • 0
    Ama torba ağızlılar ne derse desin sonuçta kendimizi, öldürmüş olucaz, ama hiç çürümeyeceğiz, onun yerine çıktığımız yere geri dönerek parçalara ayrılıcaz..
  • 0
    Özet geçer misiniz
    Emre G. 01 Ağustos 2016
  • +2
    Paradoks demek, birbirine uymayan iki parça demektir. Fakat bu, illaki parçaların aynı resmin parçaları olmadığı demek de değildir. Zamanda yolculuk mümkün, mümkün olmasa yarınımızı göremezdik. Geçmişe gidersek nedensellik sorunu çıkıyor. Ama geleceğe yolculuk o kadar zor değil, çünkü teorik olarak stabil bir ortamda sonsuza kadar varolabiliriz, yalnız geçmiş öyle değil; başlangıç noktamız var, bu geçmişe yolculuk için fiziksel bir sınırdır. Nasıl öldükten sonra dedemizi gelecekte bir daha ancak ahirette göreceksek; geçmişte de dedemiz bizi doğmadan önce göremez, çünkü doğmadan önce ve öldükten sonra biz yokuz. Bazı yerlere boyumuz gibi zamanımızda yetişemiyor, fiziksel sınırımızdır bu . Alternatif zaman çizgileri, paralel evrenler uydurmaya gerek yok.. Zannımca tabi; eğer bir yeri, ya da temelden yanlış gittiysem aptallığımı düzeltirseniz sevinirim... :)
  • 0
    Peki geçmişe gidip Atatürk'ü gün
    Emre G. 01 Ağustos 2016
  • 0
    Birileri zaman makinesi bulmuş olabilir mi?
    Emre G. 01 Ağustos 2016
  • 0
    Aslında karışmadan okumak istedim ama Alliance33 konuyu o kadar güzel ve derinlemesine ele almış ki (ellerinize ve zihninize sağlık), çorbada bir iki tutam tuz da katayım istedim.

    Tabii zamanı farklı algılayıp, farklı tanımlayıp, algılıyorum, ama %100 farklı değil ortak bakışlar da var.
    Bence zaman tamamen somut kaynaklı ve somut bir olayın sonucu. Evrenin genişlemesine bağlı olarak gelişen bir dalgalanmadır. Evren enerji yoğunluğu nedeniyle, bir sabun saloncuğu gibi daha düşük bir basınç ortamında,(aksi halde genişleyemezdi) genişlemektedir. Her genişleme aşamasında bir enerji titreşimi evdenin iç dokusuna yayılmaktadır. Bu genişleme bir planck zamanında ve bir planck aralığında olmalı. (Çünkü evrensel temel sabitlerde buradan başlıyor.) Her dalga farklı ortam yoğunluğuna göre farklı hızlarda (frekansı aynı kalır) hareket eder ama taşıdığı enerjiyi korur. Bu dalgalar farkli (enerji ) yoğunluğnda farklı hızlarda oluyorlar.
    İşte zamanın kesikli olması, an kavramının bir dalga sırasına bağlı olması, sürekli geçen dalgalardan kaynaklanan zaman sürekliliği algısı, zamanın tek yönlü oluşu (yani zamanda yolculuğu mantıklı bulmuyorum) ve son olarak özel görelilik bu bakış altında farklı bir tanımda buluyor.
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 01 Ağustos 2016
  • +1
    Aslında karışmadan okumak istedim ama Alliance33 konuyu o kadar güzel ve derinlemesine ele almış ki (ellerinize ve zihninize sağlık), çorbada bir iki tutam tuz da katayım istedim.

    Tabii zamanı farklı tanımlayıp, algılıyorum, ama %100 farklı değil ortak bakışlar da var.
    Bence zaman tamamen somut kaynaklı ve somut bir olayın sonucu. Evrenin genişlemesine bağlı olarak gelişen bir dalgalanmadır. Evren enerji yoğunluğu nedeniyle, bir sabun baloncuğu gibi daha düşük bir basınç ortamında,(aksi halde genişleyemezdi) genişlemektedir. Her genişleme aşamasında bir enerji titreşimi evdenin iç dokusuna yayılmaktadır. Bu genişleme bir planck zamanında ve bir planck aralığında olmalı. (Çünkü evrensel temel sabitler) (Her dalga farklı ortam yoğunluğuna göre farklı hızlarda (frekansı aynı kalır) hareket eder ama taşıdığı enerjiyi korur.) Bu dalgalar farkli (enerji ) yoğunluğnda farklı hızlarda oluyorlar. Uzay boşluğundaki hızlarını C ile tanımlıyoruz.
    İşte zamanın kesikli olması, an kavramının bir dalga sırasına bağlı olması, sürekli geçen dalgalardan kaynaklanan zaman sürekliliği algısı, zamanın tek yönlü oluşu (yani zamanda yolculuğu mantıklı bulmuyorum) ve son olarak özel görelilik bu bakış altında farklı bir tanımda buluşuyor.
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 01 Ağustos 2016
  • 0
    shibumi_tr evrende yayılan dalgalara, yayılma enerjilerini tersine çevirdiğimizde dalgalar toplanıp çıktığı yere dönmeleri fiziksel olarak mantıksız mı? Yıldızın patlaması mantıklıda karadeliğin çekmesi mantıklı değil mi ki, zamanın tersine akabileceği mantıksız olsun? Zamanda geriye doğru yolculuğun paradoks çıkarmayacak biçimde mümkün gösteren bir yorum bu...
  • +1
    Yazdıklarınız kendi içinde neredeyse mükemmel tutarlı ve uyumlu. Ve entropi matematiksel Diğer yandan entropi pek öne çıkmamış yazınızda.
    Oysa entropi ve zaman etkileşimliler ve matematiksel olarak entropi zamanın her durumunda, yönünü koruyor.

    “Eğer görelilik gereği zaman, nesne için, hızlandıkça yavaşlıyorsa, ışık hızında duruyorsa (farazi olarak) onu aşınca da o nesne için geriye gitmeli ki matematikte bunu doğruluyor” anlamını çıkarttım yazınızdan.

    Matematik doğru söylüyor ama sonuç yanlış yorumlanıyor bence. Ulaştığımız şey, geçmiş olaylar zinciri değil, onları temsil eden zaman dalgalarının an sıraları…

    Şöyle ki, size ışık hızında yaklaşan ve bir dakika sonra bulunduğunuz konumdan geçecek bir dalgayı ele almak için soyutlayalım.
    Size varmadan önce o dalganın temsil ettiği an “gelecek”tir.
    Sizi geçerken , “şimdi”dir. Sizden uzaklaşmaya başladığı anda ise artık geçmiştir.

    İşte matematiksel olarak ışık hızını aşınca ulaşılacak geçmiş, dalga sırası bu dalga sırası olacaktır.

    Eğer ışık hızında hareket etme imkânınız olursa (mesela 5 dk sonra), başka bir dalga sırası ile hareket edeceğinizden, diğer dalgalar sizi geçemeyecek. Yani siz bir zaman an’ında sıkışmış ve zaman algısının kaybetmiş olacaksınız. Dış gözlemcilere göre donmuş olacaksınız.
    Eğer bu dalgaların hızını yenecek şekilde (belki bir solucan deliği) ilerleyebilirseniz, sizi 5 dakika önce geçen dalga sırasını yakalayabilirsiniz.
    Ancak konumunuz aynı olmadığından ve entropi nedeniyle bu 5 dakika içinde evrende gerçekleşen hiçbir şeyi 5 dakika önceki konumuna da getiremeyeceğinizden,(başka bir konumun olaylar zincirinde “şimdi- bir an”ı temsil eden) bu dalga sırası en fazla sizin geçmişinize ait bilgiler taşıyor olabilir. Ama bunları etkileme imkânınız olmaz. Sadece ses ve görüntü…

    (Bu çerçevede, aynı anda geçmiş, şimdi ve gelecek bir arada aynı anda varlar…)

    Bu nedenle geçmişe yolculuğu (özellikle onu etkileyecek şekilde) bana tutarlı gelmiyor.
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 04 Ağustos 2016
  • 0
    Entropiden bahsedilmeyen zaman yolculuğu eksiktir, doğru diyorsunuz.. Ben geçmişe yolculuk hakkında tutarlı şeyler bulmaya çalışırım çünkü entropi dediğimiz şeyin tanımı sadece büyük patlamadaki düzensizliğe doğru ilerleyiş değildir.. Hatta yerçekiminin de tersine entropi olduğunu düşünürüm, bu kadar zayıf olmasının sebebi belki de büyük patlamanın yarattığı entropinin baskınlığıdır. Yorumuma rastgelirseniz bunun hakkındaki düşüncelerinizi okumaktan keyif alırım...
  • 0
    Bir de solucan delikleriyle zaman yolculuğu hakkındaki görüşüm; açılan deliğin giriş noktasıyla çıkış noktasındaki zamanın senkronize olmaya eğilimli olacağıdır. Nasıl bir cisim dünyaya düştüğünde dünyanın kütlesinin bir parçası oluyorsa, açılan deliğinde giriş ve çıkışında zaman aynı olacaktır.. Uzaktaki cismin geçmişini görmemizin sebebi ışığın hızıdır, kestirme yol dan gitmek gibi olurdu..
  • 0
    @ Alliance33, (hak etmediğim düzeyde) bir iltifatla karşıladığınız için teşekkür ederim. Burada (sizin gibi) değerli üstadlardan öğrendiklerimi, yorum katarak kullanıyorum sadece...
    Tartışmaları takip ediyorum ama konulara katılmadım, yeni seslerin ve bakışların gelişimini izlemek de zevkli.
    Ben de bu arada, (bunu özellikle genç arkadaşlar okusun diye yazıyorum) coursera.org kurslarını takibe başladım.
    Şu ana kadar; çevre, sürdürülebilirlik, şehir tasarımı, inovasyon, sosyal psikoloji, enerji (petrol, doğal gaz, yenilenebilir), hafıza üzerine çeşitli kursları takip ettim. Hala da takip ettiğim yeni konular var. Çoğu zamanımı ve enerjimi bunlara ayırıyorum.
    Kurslardan, sertifika almadan sadece öğrenmeyi hedeflerseniz, ücretsiz olarak faydalanabiliyorsunuz...
    Fizikte dahil, her konuda kurs var. Öğrenci arkadaşların en azından haftada 2-3 saat ayırabilecekleri bu kurslardan faydalanmalarını tavsiye ediyorum.
    Benim gibi çalışma yaşamındakiler içinde, evde TV yerine 1 saatlik zaman ayırmak yeterli oluyor.

    Bu yüzden fizikist tartışmalarını izliyorum, Sizin harika yazınız heveslendirmeseydi, böyle devam edecektim.
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 04 Ağustos 2016
  • 0
    @Altan Yıldırım, entropi konunsunda yazdıklarınızdan profilininizden ulaşabildiklerimi okudum. Entropiye bakış açınızın geçerliliği hakkında yorum benim haddim değil, bunlar gerçek fizikçilerin hesaplamalarıyla değerlendirilecek yaklaşımlar.
    Ancak benim faydalanabileceğim bakış açılarınız var.

    Entropi' yi düzenden düzensizliğe geçiş, eğilim olarak tanımlıyoruz. Başlangıçta evren düzenliydi, sonra büyük patlama ile bu bozuldu ve entropi başladı. (Buna benzer bir tanımınınz vardı. Bu kısımda size katılıyorum) .
    Farklı olarak, entropiyi düzensizleşme olarak ele almıyorum. Başlangıçtaki düzen, aşırı şıkışıklıktan kaynaklanan mecburi bir düzendi. Güçlü ve sağlam bir kauçuk balona cam misketleri tıkıştırın. En sonunda elde edeceğiniz yapı, düzgün, simetrik ve homojen bir yapı olur. Ancak bu düzeni sağlayan kuvvet çok yüksektir ve bir kısmı misketlerin potansiyeline katılmıştır.
    Birde misketleri cam değilde, kauçuk, esnek elastik küreler olarak ele alın. Bu sefer parçacıkların (kürelerin) üzerinde biriken potansiyel enerji çok daha belirgin olur.
    Sonra birden bu kauçuk balonu hızla şişirin, bu parçacıkların durumu ne olur düşünün.

    İşte evren (bana göre) bu şekilde aşırı sıkışmış, esnek, enerji küreciklerinin serbest kalmasıyla başladı.

    Evrenin oluşumu (big-bang) ile genişleyen alanda sersest kalan parçacıkyar, konumlarına göre farklı alanlara doğu hareket ettiler. Bunu entropi olarak tanımlıyoruz. Kaotik diyoruz çünkü, bir parçacığın hareketini belirleyen o kadar çok parçacık var ki, hesaplanamaz şekilde kaotik diyoruz.
    Tam evren tekrar homojenleşene kadar (enerji yoğunluğu olarak) bu hareket sürecek. Yani entropi, içinde bulunduğumuz düzensizliğin (farklı enerji yoğunluğu olan bölgeleri ve genişleyen evrende açılan yeni alanları ele alın) düzene ulaşma, homojenleşme eğiliminin bir parçası...
    Evren genişlediği sürecede entropi asla son bulmayacak,
    Burtay Mutlu (shibumi-tr) 04 Ağustos 2016
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap