• 0

    Kütle ve eşdeğeri olarak enerji miktarı ayni oranda mi uzayzamanı bükerler? Yoksa salt enerji uzayı bukemezmi?

    hakki bulur 16 Mart 2016
  • 0
    E=mc2 yola çıkarak belirli bir yoğunlukta ki enerji uzayzamanı bukebilr diye dusunuyorum.
    hakki bulur 16 Mart 2016
  • 0
    Başka bir tartışma platformunda benzer bir soru sormuştum. Buna göre, tüm enerji alanları yoğunluklarına göre uzay-zamanı büküyorlar.

    Bana göre; eşdeğerlilik söz konusu olduğunda, enerji çok geniş bir alana yayılıyor. Uzay-zaman birimi başına düşen etki bu yüzden çok az veya belirsiz. Yine de uzak mesaflerden algılanan etki az-çok benzer olmalı. Yani güneş ile aynı kütledeki karadeliğin gezegenimize etkisi aynıdır. Ama ya mesafe kalkmış halde, aynı yakınlıktayken?
    Kütle çekimi nereye yaklaşana kadar aynı, hangi noktadan sonra farklı etki etmeye başlayacak?
    Bu aslında eğimin ne kadar dik olduğu ile ilgili bir konu. Aralarındaki fark da buradan geliyor.
    Karadelik konusuna girdim. Çünkü karadelikler çevreleri çok güçlü enerji alanıdır.

    Bu arada; salt enerji, uzayı bükemez. Enerji ancak uzay-zaman'ı büker. Her ne kadar mevcut fizik uzay-zamanı içiçe olarak ele alsalarda, aslında birbirlerinde ayrı olmalılar. En azından eşdeğerli olarak. Salt uzayı, hiçlik, yokluk alanı olarakta düşünebilirsiniz. Orada zaman bile yoktur.

    Benzetme yaparsam; gölde tüm özelliklerini ölçtüğümüz ( yoğunluğu, sıcaklığı, ısısı, içeriği,) "uzay" ise, gölden nehire akan ve ölçümlediğimiz su, "uzay-zaman"dır.

    Çünkü aksini iddia etmek için, evrendeki nesnelerin, genişleme adını verdiğimiz harekete iştirak etmediğini ispatlamak gerekiyor.



  • 0
    Tabii ki enerji de uzayı büker. Enerji yoğunluğu arttıkça bükülme miktarı da artar. Kütle dediğimiz şey zaten enerjinin en yoğun halidir.
    Mehmet Ali 16 Mart 2016
  • 0
    1. Kutle veya enerji uzay zamani buker
    Atila 17 Mart 2016
  • 0
    1. Enerji veya madde uzay zamani buker
    2. Uzay zaman, uzay ve zaman diye birbirinden bagimsiz bilesenlerine ayrilmaz.
    3. Salt uzayda zaman yoktur anlamli bir onerme degildir.
    Atila 17 Mart 2016
  • 0
    @Atila; (Tamamen mantık çıkarımları açısından yazıyorum)
    3) (Uzay+Zaman) mevcut genel "Uzay" kavramımızn karşılığı. Zaman'ı çıkartırak geriye ne kalır? (Uzay+Zaman) - Zaman=? Kalanı başka hangi kavramla ifade edebiliriz?

    2) Bu durumda evrenin genişlediği alan dışında o bilmediğimiz bölgeyi ve byük patlama esnasında oluşan "zaman" öncesi durumu nasıl tanımlayacağız. Üstelik niye içiçe girmiş iki ayrı kavramı birden kullandıklarını belirtiyor bilimciler? Eğer aralarında kavramsal farklılıklar olmasaydı, ikisine birden tek bir isim verirlerdi. Ayrı ayrı ifade etme ihtiyacı duymazlardı (?)

    Ne dersiniz? :-)
  • 0
    @Atila; (Tamamen mantık çıkarımları açısından yazıyorum)

    3) (Uzay+Zaman) mevcut genel "Uzay" kavramımızın karşılığı. Zaman'ı çıkartırsak geriye ne kalır? (Uzay+Zaman) - Zaman=( ? ) Kalanı başka hangi kavramla ifade edebiliriz?

    2) Bu durumda, evrenin genişlediği alan dışında kalan o "bilmediğimiz bölgeyi" ve büyük patlama esnasında oluşan "zaman öncesi" durumu nasıl tanımlayacağız ?

    Üstelik niye içiçe girmiş iki ayrı kavramı birden kullandıklarını özellikle belirtiyor bilimciler? Eğer aralarında kavramsal farklılıklar olmasaydı, ikisine birden tek bir isim verirlerdi. Ayrı ayrı ifade etme ihtiyacı duymazlardı (?)

    Ne dersiniz? :-)

  • 0
    :-) Şimdilik kabul ediyorum... ("O Köşe"de kalmayı...)
    Ama çok da inançlı değilim. Fazla kalmayacağımı düşünüyorum. :-) Eğer uzay ile zaman kavramlarını ayırmazsak, (içiçeliğini sadece evrenimiz içindeki olaylar açısından kabul ediyorum), bulunduğumuzdan daha farklı bir noktadan bakamayacakmışız gibi geliyor. Zamanla daha net bir bakışın oluşacağına düşünüyorum.
  • 0
    @shibumi_tr; sizin madde numaralarınızı kullanıyorum.
    3. Birbirleri olmadan tanımsız oldukları için ayıramıyoruz. Uzay boyutlarını indirebiliriz (mesela iki boyutlu bir uzay olabilir) ama zamanı ayıramıyoruz, zira uzay olmadan zaman tek başına tanımlı değil, aynı şekilde zaman olmadan da uzay tanımlı değil.
    2. Big bang öncesi diye bir şey yok aslında, zira zaman o anda, yani uzayın oluşması ile tanımlı.
    Burada şuna dikkat etmek gerek : boş uzay hiçlik değildir. Bildiğimiz bütün fizik kuralları boş uzayda geçerlidir, hazırda bekliyorlardır. Bunu alanlar (fields) için de düşünebilirsiniz. Boş uzayda Higgs alanı mevcuttur, üzerinde etki edeceği ve kütle kazandıracağı parçacık yoksa bile. Benzer şekilde "bilmediğimiz bölge" diye bir yer yok, çünkü eğer öyle bir "bölge" olsa idi, tanım itibarı ile uzay-zaman'ın bir parçası olurdu. Son zamanlarda paralel evrenlerlerden söz ediliyor, haydi onları atlamayalım. Eğer doğru ise bizim uzay-zamanımızın dışında başka uzay-zamanlar var. Geometrileri tamamen farklı olabilir, katsayılar farklı olabilir (mesela pi sayısı 3.14 değildir de 5.75'tir, vs). Fakat neticede tüm bunlar bir süper uzay-zaman içinde bulundukları anlamına gelmiyor. Sadece birbirlerinden ayrı ve kopuk uzay zamandırlar.
    Aziz Thomas'a sormuşlar, "Tanrı evreni yaratmadan önce ne yapıyordu?" diye. "Bu soruyu soracakları koyacağı cehennemi yaratıyordu" demiş. Biz şimdi biliyoruz ki bu yanıt doğru değil.
    Atila 18 Mart 2016
  • 0
    @Atila, Teşekkürler :-).
    Çoklu evrenler konusu sadece fikir düzeyinde olduğu için girmiyorum. Çok bilgimde yok bu konuda. Açıklamalarınızdaki sağlam(cı) yaklaşımıda kabul ediyorum.
    Fark bakış açısından kaynaklanıyor. Bana göre evrenimiz, yoğunluğu kendisinden daha düşük bir başka ortam içinde genişliyor. Bunu göremediğimiz, saptayamadığımız ve ispatlayamadığımız için, bakışım havada kalıyor. Farkındayım. Yine de bu şekilde düşününce, "zaman"ı çok daha somut olarak ele alabiliyorum. Bir fizikçi ya da öğrencisi olmadığımdan, zaman benim için çok soyut bir kavram. (Onlar kadar somutlaştıramıyorum kavramlarda)... Ancak eğer evrenin süper akışkan bir yapısı olursa (akışkan özelliğini enerji içeriği sağlıyor), zaman tamamen bu akışkanın içindeki bir dalgalanma- titreşiminden kaynaklanıyor. Bohm'un gizli dalgalarının aksine (ne yazık ki, işim bittikten sonra okumaya başladım:-( Bu dalgalar -içeri ve dışarı titreşimler (ripple) -madde/parçacık kaynaklı değil. Tam tersi madde pasif konumda. Alıcı ve yansıtıcı poziyonda...
    Bu şekilde ele alınca, tüm kuvvetler (4'ü birden aynı mantıkta yerine oturuyor. Ama "zamanı" bir şekilde uzaydan farklı ele almak şart bu bakışta...

    Tabii bu bilimci olmayan birisinin hobi çalışması, ışık veriyor gibi olsa da, fazla bir şey umulmamalı. :-) (Bende dahilim ...)
    Not: Çok iyi tez konusu çıkarttığımı biliyorum. Bu da avuntum.
  • 0
    @shibumi_tr; evrenin süper akışkan yapısı nasıl bir şey? Zamanın bu akışkanın içindeki dalgalanma modeline ise yabancıyım. Üstelik tüm kuvvetleri birleştirmişsiniz. İtiraf etmeliyim, bu bana biraz fazla geldi.
    Uzay-zamanı 5 boyutlu ele alan Kaluza-Klein modelinde Maxwell'in elektromanyetik denklemleri ile kütleçekim denklemleri benzeşiyordu(muş), bu durum Einstein'ı da heyecanlandırmıştı ama işin içinden çıkamadılar. 4 kuvvet bir türlü birleşmedi, mızıkçı ise kütle çekim. Umudumuz 11 boyutlu sicim teorisinde. Ve evet, 4.cü uzaysal boyutta hareket ederek 3 uzay boyutunda anlık yer değiştirme teorik olarak mümkün. Bu Kip Thorn'un çalışması. Interstellar kitabında bizim gibi uzman olmayanlar için açıklıyor. Öneririm.
    Ancak siz Bohm'un gizli dalgalarından söz ettikten sonra biraz araştırayım dedim ve yarım saat içinde konuyu kapattım. Zira ortalık işi spiritüel açıdan ele alan, bütün bu titreşimleri ve dalga fonksiyonlarını fiziksel titreşimlerle karıştırıp, tanrının adlarının söylenmesinin havada yaratacağı titreşimler ile tedavi etmesi vs ........ Yok bunlar spekülasyon da değil, önerim uzak duralım. Çok net, kanıtlanmış, kabul görmüş, ispatlanmış teorilerin dışına çıkmayalım.
    Atila 19 Mart 2016
  • 0
    @shibumi_tr; evrenin süper akışkan yapısı nasıl bir şey? Zamanın bu akışkanın içindeki dalgalanma modeline ise yabancıyım. Üstelik tüm kuvvetleri birleştirmişsiniz. İtiraf etmeliyim, bu bana biraz fazla geldi.
    Uzay-zamanı 5 boyutlu ele alan Kaluza-Klein modelinde Maxwell'in elektromanyetik denklemleri ile kütleçekim denklemleri benzeşiyordu(muş), bu durum Einstein'ı da heyecanlandırmıştı ama işin içinden çıkamadılar. 4 kuvvet bir türlü birleşmedi, mızıkçı ise kütle çekim. Umudumuz 11 boyutlu sicim teorisinde. Ve evet, 4.cü uzaysal boyutta hareket ederek 3 uzay boyutunda anlık yer değiştirme teorik olarak mümkün. Bu Kip Thorn'un çalışması. Interstellar kitabında bizim gibi uzman olmayanlar için açıklıyor. Öneririm.
    Ancak siz Bohm'un gizli dalgalarından söz ettikten sonra biraz araştırayım dedim ve yarım saat içinde konuyu kapattım. Zira ortalık, işi spiritüel açıdan ele alan, bütün bu titreşimleri ve dalga fonksiyonlarını fiziksel titreşimlerle karıştırıp, tanrının adlarının söylenmesinin havada yaratacağı titreşimler ile tedavi etmesi vs ........ Yok bunlar spekülasyon da değil, önerim uzak duralım. Çok net, kanıtlanmış, kabul görmüş, ispatlanmış teorilerin dışına çıkmayalım.
    Atila 19 Mart 2016
  • 0
    Öncelikle 4 kuvvet birleşmesini bilgisizliğimin getirdiği cüretkarlığa bağışlayın. :-) Eğer fizikte herhangi bir ya da bir kaç konuda uzman olsaydım, "böyle düşünmek için kendime izin vermezdim".

    Bilgilerim okuyucu düzeyinde (belki biraz ileri) ve yüzeysel. Tek avantajım, kavrayabildiğim olgular arasındaki bağlantıları görebilmem. Tabii gördüğüm bağlantılar bilgi düzeyimle sınırlı.

    4ncü kuvveti birleştirememelerinin sebebi (bence) ilk üç kuvvete olan yaklaşımlarını kütle çekimine de uygulamaya çalışmış olmaları.
    Oysa aralarında çok ciddi bir gerçekleşme oranı ve mesafesi var. Bir elektron ile çekirdek arasındaki mesafe (bunların büyüklüklerine oranla) muazzam. Üstelik kütle çekim mesafe ile azalıyor.
    Bu nedenle kütle çekimini ters bir açıdan ele aldım.

    İspatlanmış, net teorilerle bir işim yok. Onlar zaten geçerli ve doğru. Hatta benimde tutunduklarım onlar. Onlarda yanlış olan bir şeyi değil, farklı olanı arıyorum.

    David Bohm'un varsayımlarına spritüelciler sahiplenmiş ama anladığım kadarıyla farklı bakışları anlamaya çalışıyormuş. Tek bütün bir evren (homojen ve simetrik), nasıl bu kadar karmaşık olabilir? diye...

    Bu konuyu yeni bir soru-başlık içinde sürdürmeyi öneriyorum. 4 kuvvet ve akışkan evren hakkındaki düşüncelerimi orada yazmak daha uygun olur gibi... Hem başka düşüncelere de yeşerme imkanı çıkar.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap