• 0

    Enflasyon (şişme) kuramı hakkında detay bilgi ve görüş alabilir miyim?

    Orhan Karazeybek 20 Şubat 2016
  • 0
    Keza bu kuram patlamayı açıklamak için geliştirilen bir yöntem ve bana en saçma gelen kısmı ise ışık hızından çok daha hızlı bir şekilde (hawking bunu bir bozuk paranın bir anda samanyolu genişliğinin on milyon katı genişlemesi olarak tarif etmiş) evrenin şişmesi. siz neler düşünüyorsunuz?
    Orhan Karazeybek 20 Şubat 2016
  • 0
    Sadece Görüş olarak; Şişme kuramı evrendeki homojen madde daha doğrusu enerji dağılımına çözüm olarak üretilmiş bir teoridir. Çünkü büyük patlama sonrasında maddeleşme başladığında bile kütleler birbirine o kadar yakındı ki, kütle çekim ile birbirlerini çekip, Necmi bey"in de bahsettiği karadeliğe dönüşme ihtimali yüksekti.(Bu ihtimal yüzünden bazilari hala bir karadelik içinde olduğumuzu da düşünüyor sanırım)

    Oysa büyük patlama kalıntısı kozmik radyasyona (arka plan ışıması) bakınca, tüm evrende neredeyse eşit olduğu görülüyor. Neredeyse, bazı bölgeler binde, onbinde 1 gibi virgül aralıklarıyla soğuk-sicak farkına sahipler. Enerjinin bu kadar homojen dağılabilmesi için de büyük şişme üretildi. Tanım yerindeyse de; bir çok problemın çözümünde de "cuk yerine oturdu". Ama kanıtı olmadığı için ve bazı sorular cevapsiz kaldığı için kuram (bence güçlü) düzeyinde...
    Buna göre büyük patlamanın bir anında patlama sınırları o kadar genişliyor ki, enerji veya temel parçacıklar (bu kısmı tam hatırlamıyorum, doğru veri internette bir yerlerde vardır) hızla dağılıyor. Böylece oluşan kütleler arası mesafe arttığından, toplanıp evreni bir kara deliğe çevirme gücünü oluşturamıyorlar. Enerjide bu sekilde homojen olarak dağılmış oluyor.

    Zayıf noktalara gelince: Neden evren böyle bir şişmeye ihtiyaç duydu? (Sonuçta o karar veren zeki bir varlık değil, varlığını bir evren ya da karadelik olarak sürdürmek onun için farketmemeli) Parantez içi kısım, işin gırgır yanı. Gülün ama ciddiye almayın. Sorun, matematik ve fizik olarak nasıl bir şart-koşul böyle bir şişmeye- değişime neden olmuş olabilir? Bunun cevabı yok.

    İkincisi, Necmi bey"in belirttiği gibi birbirinden farklı özelliklerde iki alan olması lazım. Bu alanların özellikleri belirgin değil. Eğer düşme ise, neye göre düşme? (Bu konuda bilgim yok, Necmi Bey"in yazdıklarını anlamaya çalışarak kullanmaya çalışıyorum.) Evreni genişlemeye zorlayan şey vakum ise, evrenin içindeki vakumdan farkı ne?
    İtici kütle çekim kuvveti (Kara enerji) aslında daha tanımlanmamış ve açıklamalarda eşdeğerli olarak kullanılan kavramlar. Var olan bir olgu var ve bunun sebeplerınden biri kara enerji dedigimiz şey. O kadar bilgi var. (Yani bir bakıma bu konuda Newtonun küle çekim açıklaması düzeyindeyiz ya da değiliz bile)...
  • 0
    İkinize de bilgi ve görüşleriniz için çok teşekkür etmekle birlikte
    Orhan Karazeybek 20 Şubat 2016
  • 0
    (Uzun bir yazıda tüm yazilanları kaybetmek kötü :-( Bu yüzden böldüm.
    Necmi Bey"in yaklaşımı kaba anlatımla demir bir kürenin merkezindeki içi biraz hava dolu balonun durumuna benzettim. Demir küreden hava hizla emiliyor ve balon bırakılıyor gibi. Böylece özellikleri birbirinden farklı iki bölge oluşuyor. Balon hızla genişlediğinden içindeki moleküller soğuyup yoğunlaşıyor...

    Eğer doğru ya da doğruya yakın bir benzetme ise aynı örnek üzerinden Necmi Be'in "kendi yaklaşımını" detaylandırmasını diliyorum.
    Bende kendi yaklaşımımdaki çelişkilere belki bir kaç cevap bulurum.
  • 0
    İkinize de görüş ve bilgilendirmelerinizden dolayı teşekkür ederek hawking'in sözlerinin kafa karıştırıcı olduğunu düşündüğüm için kitaptan aynen aktarmak istiyorum;
    Orhan Karazeybek 20 Şubat 2016
  • 0
    Hawking Büyük Tasarım adlı kitabının 110. sayfasında şöyle diyor:

    Ancak kurama göre,
    Orhan Karazeybek 20 Şubat 2016
  • 0
    Ancak kurama göre şişmenin neden olduğu genişleme alışıldık büyük patlama resminin öngördüğü gibi tümüyle tektip olmayabilir bu düzensizlikler CMBR'nin farklı yönlerinde ısı değişkliklerine yol açtı değişiklikler çok küçük olduğu için 1960larda gözlemlenemedi ama 1992 nasanın cobe uydusu tarafından ölçümler yapılabildi sonuç olarak artık şişmenin gerçekten meydana geldiğini biliyoruz

    Büyük Tasarım s:110

    (Kitaptan geçirdiğim için imla kuralları sıkıntılı)

    CMBR dediği olay şu televizyonumuzu açtığımızda ki karıncalanmaya sebep olan ve büyük patlamanın birer parçası olarak adlandırdığımız çok küçük enerjili radyoaktif dalgalar olmalı yanlış anımsamıyorsam. Ancak burada demek istediği şeyin tam olarak ne anlama geldiği hakkında kafamda soru işaretleri oluştu.
    Orhan Karazeybek 20 Şubat 2016
  • 0
    şişmenin var olduğunu ve tam olarak açıklanamadığını kabul edersek yukarı da bahsedildiği gibi evrenin böyle bir olaya neden ihtiyaç duyduğu ve bir defalığına da olsa şişme gerçekleştirmesinde ki bilinç ( ki evrenin bilincinden bahsedemeyiz ) hakkında ki düşünceleriniz nelerdir?

    Zaman dediğimiz olgunun bunun içinde ki payı nedir? Şişme olayını einstein'ın uzay zaman olgusuna aykırı olduğunu düşünüyorum keza ve bildiğimiz quantumun dışında bir olay izlenimi vermektedir.
    Orhan Karazeybek 21 Şubat 2016
  • 0


    Sadece görüş olarak; Büyük patlama öncesinde ve hatta şişme dönemine kadar enerjinin çok küçük paketçikler halinde, tekillik dediğimiz bir şekilde oluğunu düşünüyorum.

    Çok küçük paketçikler, çünkü evrendeki her şey hep daha küçük alt birimlerin birleşmesinden oluşuyor. Atom altı düzeyden, yıldızlara kadar. Evreninin her yerinde kullanılan ve tekrarlanan bir matematiksel yapının, enerji için geçerli olmaması, bence tuhaf. Üstelik çok küçük birimlerden oluşmak, akışkanlık, depolama, ortama uyum gibi ciddi avantajlarda getiriyor.

    Tekillik, çünkü boyutlar yok.
    Bu durumdaki enerjinin durumu, sabit , hareketsiz olmalı. Isı kavram olarak bu dönemde anlamsız. Süper ısıtılan veya soğutulan maddelerin atomlarının hareketleri çok düşüyor. Birinde harekete yeterli ısı olmadığı için, diğeri ise aşırı ısıdan birbirini engelleyen (tutan) atomların durumundan. Bunlarla ilgili deneyler internet ortamında var. Saf suyu mikrodalga ile ısıtıyorlar. Moleküller o kadar titreşiyor ki, kabın içinde sıkışmış olarak birbirlerini ite-ite sabitliyorlar. Enerji potansiyelinden, hepsi hareketsiz. Bu gene aşırı soğutulmuş sudaki hareketsizlik durumuna benziyor.
    Ne zamanki aralarındaki bu denge bozulup, bu simetrileri kırılıyor. Zincirleme olarak bu denge durumu büyük bir enerji hareketliliğine neden oluyor. Hızla kristalize olup donuyor ya da kaynıyor.

    Büyük patlama esnasında da enerji paketçiklerinin durumu benzer olmalı. Bir şekilde, basit bir etki ile zincirleme olarak olaylar zinciri başlamış.
    Böyle bir durumda ilk yapılan şey, açığa çıkan bu güç ile bulunulun ortamı genişletmeye çalışmak olmalı. (Kaynama gibi) Ancak belli bir çıkış noktası olmayınca, bu kuvvet homojen olarak ortam sınırlarını zorlamış olmalı.
    Bu şekilde titreşme için alan sağlanırken, mevcut statüsü bozulan enerji paketçiği sayısı artınca, ortam sınırını genişletmek için yaptıkları basınca rağmen, ortamın aynı oranda genişleyemeyince (ki ortamın bütünlüğünü sağlayan sınırın da enerji paketçiklerinden oluştuğunu düşünüyorum, daha çok esnek bir zar gibi... ) Sistemin fiziksel bir biçim değişikliğine yöneldiğinin düşünüyorum...

    Bu tür bir değişimi, varsayımsal eşdeğerlisi olarak, küreden torusa dönüşüm olarak ele aldım. Çünkü (tam matematiğini hatırlamıyorum ama) hacim-yüzey alanı değişim ihtiyacına torus güzel cevap veriyor. (İlk kullandığımda, Hintli quantacılar beğenmişti.)
    Yüzey alanındaki artış oranına göre daha geniş bir hacim sağlanıyor.
    Ayrıca, ilk baştaki denge bozulmasında enerji dağılımını merkezden yayılan bir dalga olarak düşünürsek (küre aşamasındayken), dalganın ilk aşamadaki sınıra gidip geri dönmesi ve tam merkez odak noktasında yoğunlaşması durumunda, bu kuvvetin sistemi zorlayacağı şekil gibi gözüküyor torus…
    Torus’un fiziksel yapısının enerji akışındaki sürekliliği desteklediğini düşünüyorum…
    Bu dönüşüm/kırılma esnasında uzamsal boyutların oluşması mantıklı geldi bana. Çünkü önceki durum ile sonraki durum arasında meydana gelen en ciddi değişim an’ı… Enerji paketçiklerine, en azından bir kısmına da bu değişimin bir etkisi, yan ürünü olmalı…

    Bu durumda (uzamsal ) boyutlar, bu enerji paketçiklerinin titreşebildiği alanlar oluyor. Ancak başka bir enerji paketçiği titreşimi ile sınırlanmış durumda. (Metro çıkışındaki, birbirini iterek/ takip ederek merdivenden çıkmaya çalışan yolcular gibi)

    Zaman’ı neden-sonuç ilişkilerinin bir parçası (kullandığımız kavram) yerine, enerji paketçiklerinin sürekli engellenmeden hareket edebileceği bir koridor olarak ele aldım.
    Bir bakıma maraton koşucuları gibi, koşabildiğiniz sürece sizi engelleyen yok. Ama (ne yazık ki) önünüzdeki koşucu da sizinle aynı hızda… Sonsuza kadar bu şekilde koşabilirsiniz… 

    Bu açıdan bakınca, şişme olayında genişleme hızının ışık hızından farklı olması rahatsız edici değil. Zaten ışık hızı daha doğrusu “C” bizim evrenimizin bir iç sabiti.
    (Bana göre bir hızı değil, taşınan bir enerji düzeyini temsil ediyor.)

    Einstein mevcut olan bir durumu anlatıyor. Hiçbir şey ışık hızından hızlı olamaz derken evrenin genişlemesi ile bir bağlantı kurduğunu sanmıyorum.
    Zaten bağlantısızlarda..

    Şöyle canlandırın kafanızda, akışkan bir ortamınız var. Bu ortamı çok hızlı genişletme imkanınız var. Genişleyen ortamda hemen akışkanınızla hemen doldurulacak .(ki kuvvet iletiminde hiçbir sıkıntınız, kopukluğunuz olmayacak, yoğunluk değişmeyecek)

    Şimdi siz akışkanda bir dalga oluşturduğunuzda, dalganın ilerleme hızının ele alalım.
    Akışkandaki dalganın ilerleme hızı ortamın derinliğine, yoğunluğuna, dalganın enerjisine, vs. göre bir sabitte kalacaktır. (maksimum)
    Ortamı genişlettiğiniz de diğer şartlar aynı olduğu sürece, dalganızın hızı da aynı olacaktır.

    Ortamın genişleme hızı, ortamın iletim hızını etkilemez.

    Bence bizim hatamız “C” nin doğru tanımını bilmiyor oluşumuz. Onu sadece ışık hızının simgesine indirgiyoruz.
    Not: Sadece C’nin ışık hızından daha fazla bir bilimsel anlamı olduğunu biliyorum ama ben de daha fazlasının bilmiyorum.
  • 0
    Çelişki olarak nitelediim noktalardan biri bu zaten... Ancak yekpare bir salt enerji oturmadı. O zaman tümü enerjinin bu değişimden etkilenmesi ve belki de parçacıklara dönüşmesi gerekekiyordu. Bu nedenle tümünü kapalı bir sistem olarak salt enerji ve alt birimlerdeki paketçiklerlede, sistemdeki simetri kırılmasında etkilenen alt birimler olarak ele aldım... Daha sonraki aşamalarda, bu etkilenmemiş birimlere başka görevler yükleyebildim. (Evren dokusunu oluşturmak gibi...) Yine de önerinizi ciddi olarak ele alacağım. Uygulamaya çalışacığım (bilgim elverdiği ölçüde)... Teşekkür ederim.

    Uzun yazi beni de yoruyor... İçindeki örneklemeleri çıkartınca fazla bir şey kalmıyor ama kavramları kendi terminolojisi ile anlatacak kadar düzgün bilemiyorum. Hatalı terminoloji ile anlatma yerine örnekleme kullanıyorum. Kusuruma bakmayın.
  • 0
    Çelişki olarak nitelediğim noktalardan biri bu zaten... Ancak yekpare bir salt enerji oturmadı. O zaman tümü enerjinin bu değişimden etkilenmesi ve belki de parçacıklara dönüşmesi gerekiyordu.

    Bu nedenle, tümünü kapalı bir sistem olarak salt enerji ve alt birimlerdeki paketçikleri de, bu sistemdeki simetri kırılmasında etkilenen alt birimler olarak ele aldım...
    Daha sonraki aşamalarda, bu etkilenmemiş birimlere başka görevler yükleyebildim. (Evren dokusunu oluşturmak gibi...) Yine de önerinizi ciddi olarak ele alacağım. Uygulamaya çalışacağım (bilgim elverdiği ölçüde)... Teşekkür ederim.

    Uzun yazı beni de yoruyor...İçindeki örneklemeleri çıkartınca fazla bir şey kalmıyor ama kavramları kendi terminolojisi ile anlatacak kadar düzgün bilmiyorum. Hatalı terminoloji ile anlatma yerine örnekleme kullanıyorum. Kusuruma bakmayın.
  • 0
    Tüm bilgiler için teşekkürler açıklayıcı oldu. Buradan birazda uzay zaman olgusuna değinmek istiyorum daha doğrusu büküme. Evet bu olayın gerçekliği ile ilgili hiç bir noksan yok ancak bunu algılamakla ilgili yani hayal etmekle ilgili bir kaç sıkıntı doğmuştu http://www.erhankilic.org/wp-content/uploads/2014/04/warp-uzay-zaman-300x192.jpg gördüğümüz durumdan bakmak gerekirse tamam kütle uzay zamanı büker ve böylece çekim alanı oluşturur vb. benim sorunum uzayın üstünde yada altında ilerisinde yada gerisinde ne olduğudur. Bükülme eğer resmettiğimiz gibi ise evren burada neresidir. Bükülen yerse dışı nedir? yahut üstü nedir? uzay zaman olgusunu resmetmeye çalışırken hep buna benzer bir resim gelir ki bilim insanlarından bilim sitelerine böyle resmedilmiştir. Sorun şu ki bükümün resmi bence bu değildir hatta olamayacağını iddaa ediyorum. Bu konu hakkında da biraz bilgi alırsam çok memnun olurum.
    Orhan Karazeybek 21 Şubat 2016
  • 0
    Ek görüş olarak; bükülmeyi hayal edebilmek çok zorlayıcı ve resme 2 buutlu dökmek mümkün değil benim içinde... Ama kullandığım bir örnekleme işinize yarayabilir. Sıvı dolu küresel bir kabın çeperine vurarak, içindeki sıvıda çeperden içe doğru dalgalar düşünün. Dalgaların, sıvı içınde yüzen bir nesne etrafında oluşturacağı alan (hem gelen, hem yansıyan) sıvının diğer bölgelerine göre farklı olacaktır. İşte bu alan, bence bükülme alanına benzer. (Aynı değil,sadece canlandırma için benzetme) ...

    Paylaştığınız canlandırma, bu alanın (nesneyi odağa alan) bir kesiti sadece...
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

4.645 soru

27.475 cevap

30.165 kullanıcı

Giriş Yap