• -1

    Einstein'ın Özel ve Genel Görelilik teorilerine alternatif var mı? Ya da bu durumları açıklayan alternatif öneriler?

  • -4
    Einstein'ın teorileri birer açıklamadır. Bir çok deneyde öngörüleri doğrulanmış olsa da, bir durumu açıklıyor. Üstelik özel görelilikte "yok" kabul ettiği "esir" benzeri bir kavramı, genel görelilikte (var) kullanarak bir bakıma teorisinin eksik kaldığını gösteriyor. Buradan çıkan sonuç; Einstein filin, diğerlerinden daha çok parçasını gördüğüdür. Ama o da tam olanı görememiştir. Üstelik yeni gelecek olan öneri, Einstein'ı yanlışlayacak değil, doğrulayacak olan olmalı. İşte "Böyle bir alternatif öneri var mı ?"diye yazıyorum. Ya da bu açıklamaların dışında başka olası açıklamalar. Sicim teorisi başarısız oldu ama... Bazı ilerlemelerde sağladı. Buna benzer öneri var mı... Not: Einstein'ın genel kütle çekim yasasının dayandığı; bükülmüş uzay kavramı hatalı bence. Kütleler uzay büküldüğü için birbirine yaklaşmıyor olabilir. Özel görelilikteki açıklaması da yetersiz: Vektörel olarak birbirine doğru hızlanmış ve vektör toplamları ışık hızını aşan gözlemcilerin durumunu açıklaması da yetersiz.
  • -1

    Newton'un formülleri de klasik idi, Einstein onu doğrularken, geliştirdi. Kısmen doğru ve mevcut bir çok soruyu açıklıyor diye, sorgulanamaz statüsü verilmesi bir kurama yanlış olmalı.
  • 0
    Özel görelilikteki açıklamanın nesi yetersiz?
  • -4
    Merhaba...:-) Yazdığınız gibi olay, var olan doğa olaylarının eşdeğerlilikleriyle açıklanması. Einstein bize büyük bir alan açtı. Çünkü yeni bir bakış getirdi. Ama artık yetersiz. Hem Newton'la, hem de einstein'la çelişmeyen ama ufku daha da genişletecek yeni teorilere ihtiyacı var insanlığın. Bu tür gelişmler var mı, neler var? Merak ettim... Bu arada graviton olgusu mantıklı bir açıklma mı? Bulunamayan parçacıklar olmasını kabul edebiliriz. Çok küçükler. Ama etki-tepki ilkesi ile kütleleri birbirlerine yaklaştırmaları ve kütleler arası graviton alış-verişi yapılması??? Bu mekanizmanın açıklamasını tam bilmiyorum. Ama okuduklarım mantıklı gelmiyor. Kütle graviton fırlatacak ve tepki olarak diğer kütleye itilecek. Diğer kütlenin fıtlattıkları ile de kaybettiği kütle kaybını telafi edecek. Üstelik gravitonlar (büyük ihtimalle) 2 spinli. Bunun anlamı ne? .............Klasik fizikte 80 km hızla giden trende 40 km hızla koşan koşucunun, duş gözlemciye göre hızını bulmak için; koşucunun ve terinin hızlarını hareket yönlerine göre toplar ya da çıkartırsınız. Vektörel olarak değil sadece, fiili olarakta koşucunun hızını bulursunuz. (Tren dışındaki gözlemciye göre) Oysa söz konusu ışık olunca, en yüksek hız (C) olduğu için , böyle bir çıkarım yapamazsınız. Tüm gözlemciler için hız hep aynı olur(C). Ama bu zıt yönlü gözlemciler için gerekli açıklamada yetersiz kalmıyor mu? Buradan bence, "yeni bir özel görelilik yaklaşımı geliştirmeli" sonucunu çıkartıyorum. Hem Einstein'ın göreliliğini kapsayacak, hem C sabitini zorlamayacak hem de bu duruma mantıklı bir açıklama getirecek...
  • 0
    Size tavsiyem; evreni ve evrendeki fiziksel olayları birde benim gözümden bakmanız. "Büyük Oluşum Evren Modeli" başlıklı kitabımda anlatmak istediklerimi çok kısa olarak şöyle ifade edebilirim: "Büyük Oluşum" farklı bir evren modeli olmakla birlikte "Kütle-Çekiminin Genel Modeli" adı altında yeni bir kuantum alan (kütle-çekim) modeli de önermektedir. "Kütle-Çekiminin Genel Modeli" aynı zamanda farklı bir Görelilik Modeli de ortaya koymaktadır.

    Büyük oluşumun bazı önermeler
    • Uzay, tekil bir noktaya ihtiyaç duymadan nokta bir alandan oluşarak açığa çıkar. Buradaki nokta alandan kasıt, "evrenin rahmi" olarak tabir ettiğimiz uzayın doğumunun gerçekleştirdiği "Başlangıç Noktasıdır".
    • Cisimlerin hareketinden kaynaklı alanına uyguladığı kütle-çekimi (F) azalacak ve cismin v hızı c olduğunda kütle-çekimi de sıfır noktasına yakın (0<F) olacak, ancak sıfır noktasında (F=0) olmayacaktır.
    • Bir parçacığın üzerindeki kuvvetlerin (çekim-itim) ve hızların toplamı değişmeyecektir.
    • Kütle-çekimi, hareketin farklı bir biçimidir.
    • Kütle-çekim kuvveti sıfırdan (0) doğar.
    • Hareketli cisimlerin gidiş ve dikey yöne olan uzunlukları kısalacaktır. Cismin v hızı c olduğunda cismin (x, y, z) uzunlukları da sıfır noktasına yakın (0<x, y, z) olacak, ancak sıfır noktasında (0=x, y, z) olmayacaktır.
    • Bir sistemin ivmesiz hareketi (hızı) ne olursa olsun, içsel (atomsal) ve görsel (mekanik) zamanı, sistemin fizik kurallarının değişmezliği ile birlikte kendini değişmezliğe doğru evirilecektir. Yani değişmeyecektir.
    • Kütle-çekim alanına giren veya çıkan sistemlerin ya da kütle-çekimi ile ivme eşitliği ilkesi gereği ivmelenen sistemlerin zaman (mekanik, dijital, atomik ve biyolojik) sistemin fizik kurallarıyla birlikte değişecektir.
    • Önerdiğimiz bu yapı (evren) içinde hiçbir fiziksel değerin sıfıra (0) bölünmesi veya sıfır (0) ile çarpılması mümkün olmayacaktır. Yani, bir x olayının sonucu sıfıra yakın (0<x) veya sonsuza yakın (∞>x) olabilecek, ancak sıfır (0=x) veya sonsuz (∞=x) olamayacaktır.
    • Evren, fizik yasaları ve limitleriyle bir bütündür ve fizik yasalarının geçerli olmadığı bir olayın (tekil nokta veya olay ufku) gerçekleşmesi de mümkün olmayacaktır. Bu en azından bu kitapta önerdiğimiz fiziksel değişimler çerçevesinde mümkün olmayacaktır.
    • Değişimin sürekliliği içinde olduğunu önerdiğimiz bu yapıda (evrende), ışığın tayfı kozmik genişlemenin, parlaklığı da kozmik uzaklığın ölçüsü olmayacaktır.
    • Evreni bir bütün olarak düşündüğümüzde, evrenin kütlesiyle enerjisi sıfır (0ʘ=Mʘ=Eʘ) olmalıdır.
    • Hangi evren modelini oluşturursanız oluşturun, o modelinin içinde ebedi bir değişmez varsa ise ya da evren bir bütün tek parça (yekpare) değil ise, o modelin hiç şansı olmayacaktır.
    "Büyük Oluşum" 28 Haziran 2019
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
İSTATİSTİKLER

4.632 soru

27.424 cevap

30.083 kullanıcı

Giriş Yap