• 0

    http://www.canertaslaman.com/2011/12/tasarim-delili-bir-kur%E2%80%99an-delilinin-modern-bilimlerin-isiginda-degerlendirilmesi/ Sorularım Caner hocamın bu gayet güzel makalesi ile ilgilidir. 1)Benim bu makaleden anladığım şudur. Evren çok hassas ayarlara sahip bu da onun tesadüfen kendiliğinden olamayacağını ortaya koyuyor. İhtimal olarak değerlendirirsek evrendeki bu düzenin tesadüf eseri meydana gelme ihtimali %1 den çok çok çok düşük iken, tesadüfen olmaması ise %99 dan çok çok büyük. Doğru bilgiye ancak mantıklı yollardan ulaşırız. Olasılıklara baktığımızda yaratıcıyı kabul etmek mantıklıdır. Yani bu makaleyi doğru mu anladım sizce? 2)Bu makaleden yola çıkarak kafamda oluşturduğum bu çıkarımlar mantıklı mı sizce? (aşağıdaki örneklerim) Örneğin, bir masa gördüğümüzde bu masayı yapan mutlaka birinin olduğunu kabul ederiz. Hâlbuki bu masanın tesadüfen bir şekilde kendiliğinden(rüzgârın etkisi, ya da işte başka bir şeyin etkisi) meydana gelme olasılığı vardır. Ama bu olasılık çok düşüktür. Bu masanın bir de düz bir masa değil de süslemeli bir masa olduğunu düşünürsek bu masanın tesadüfen bir şekilde meydana gelme olasılığı ilkine göre çok çok daha düşüktür. Ama ilginç olan bu masanın tesadüfen meydana gelmeme olasılığı ise çok çok yüksektir. Başka bir örnek vermek gerekirse 15. Yy’da yaşayan bir okçuyu düşünelim. Bu kişi elindeki yayı ve oku kullanarak hedef tahtasının tam ortasını nişan alıp, oku fırlattığında(okun tam isabet ettiğini düşünelim) hedefi tam ortadan vurur. Bu durumda hedef tahtasındaki oku gören biz, okun hedef tahtasında tesadüfen olmadığını kabul ederiz. Bu durum tesadüfen olma ihtimali %0 dır. Ama bu okçu nişan almaz ve oku rastgele atarsa hedefi tam ortasından vurma ihtimali düşük olduğu için bu olayı bir tesadüf kabul ederiz. Şimdi bu okçu ormanda ağaca saplanmış bir ok görse aklına gelen ilk şey oku birinin fırlattığıdır. Ama ihtimal olarak düşünürsek ok oraya kendiliğinden (rüzgarın etkisi olabilir) saplanma durumu da vardır. Ama bu o kadar çok düşüktür ki tam tersi durumun ihtimali ise çok yüksektir. Mantıklı olan yüksek ihtimalleri göz önünde bulundurmaktır. Doğru bilgiye ancak mantıklı yollardan ulaşabiliriz. Örneğin yapamadığımız bir soru var. Sorunun cevabı için 5 şık veriliyor.5 şık içerisinden atamak mı mantıklı yoksa 2 şıkka indirip atmak mı mantıklı? Tabiki 2 şıkka indirip atmak daha mantıklı çünkü orda tutma ihtimali %50 ve doğru sonuca daha çok yaklaşmış oluruz. 3)Neden birilerinin tesadüf dediği evrende mantıklı olmak tanrıyı kabul etmeye yönlendiriyor peki? 4)peki bu makaleye göre evrenin tesadüfen olma olasılığı tam olarak kaç? Kafam karıştı ve hesaplayamadım.

    ykpzg 10 Ocak 2016
  • 0
    makaleyi okumadım aslında ve okumayacağım . ilk soruda muhtemelen makaleyi doğru anladın çünkü caner taslaman bunu söylemeye çabalar zaten . yalnız olma ihtimali var ve sen bunu bildiğin halde bu olamaz bunu tanrı yapmış olmalı demeye devam edebilirsin istersen ama bu doğrunun bu olduğu anlamına gelmez . şu , bir masa var ve o onu yapan biri olmadan var olamaz gibi cümleler çok garip . çünkü kıyasladığınız şey canlılıkla cansızlıktır . bir masayı meydana getiren parçalar bir araya koyulduklarında , 4 bacağı ve üst kısmı , bunlar tabi ki bir masayı oluşturamaz ancak canlılığı meydana getiren malzeme bir canlıyı meydana getirecek şekilde kendi arasında etkileşebilir . evren muazzam düzene sahip , biz kusursuz yaratıldık cümleleri çok garip . kusursuz olduğunu düşünmen bile başlıca bir kusur bence . mantıklı olmak seni tanrıya inanmaya yönlendirmez ayrıca . tanrıya yönelmen kültür ve yardıma olan ihtiyacındandır . yapabileceğinden emin olduğun bir işi yaparken sabahlara kadar dua etmezsin ancak zor bir olayı atlatman ya da üstesinden gelmen gerektiğinde yardım gerektiğini farkeder ve hiç etmediğin kadar dua edersin . bunu inkar edemezsiniz ki bu böyle hep . canlılığın başlaması için tanrıya ihtiyaç olan bir tek alan bulamazsınız . bu cümleye karşılık olarak bilimin henüz ulaşamadığı şeyleri tanrıya yorarak karşılık vermeden bilinen bir olayın , mesela canlılığın temel birleşimi olan amino asitlerin oluşması için tanrıya ihtiyaç olduğunu söyleyin ve miller deneyini öğrenin . https://tr.wikipedia.org/wiki/Miller-Urey_Deneyi
    merakduygunukoru 10 Ocak 2016
  • 0
    bence bakış açısını kısıtlamadıkça tanrıya inanmanın bir zararı olmamalı, olasılıklarla dolu bir evrende yaşadığımıza göre tanrı neden olmasın? ya da olsun? bence tanrının olup olmadığına kesin bir cevap verilmemeli. @ykpzg, tanrı'nın formülü romanını okudun mu? tanrı ve evrene bakış açını dinlerin sınırlayıcılığından çıkarıp değiştirecek bilgiler var orada.
    Bengü Onat 10 Ocak 2016
  • 0
    En nihayetinde insanız ve neden oldugunu bilmedigim birsekilde birseylere inanıyoruz. Ailemizin söylediklerine, öğretmenlerin anlattıklarına, arkadaşlarımızdan duyduklarımıza, gözlerimizle gördüklerimize, toplumun kabul ettiği şeylerin doğruluğuna, okuduklarımıza, tanrı insncını da buna benzetiyorum. Kimimiz bir yaratıcı olduguna inanıyor, kimimiz olmadıgına, kimi ateşe kimi suya kimi insana ama mutlaka birşeylere inanıyoruz :) evrenin de yaratıldığına inanıyoruz, bir başlangıç noktası olduğuna buna inandığımız ve nasıl başladığını kanıtlayamadığımız sürece bir yaratıcının varlığına inanmaya devam edeceğiz. Belki de evren hiç yaratılmadı ve hep vardı, evrenin bir sınırı yoksa kendi kendine yetiyor olmalı bu durumda bir yaratıcıya da ihtiyacı yoktur çünkü zaten vardır. Gibi şeyler geliyor aklıma hep bu tur bir şey ile karşılaşınca.
    zihni ates 11 Ocak 2016
  • 0
    Biz bir sonucuz bir neden değil. Evren bizim için yapılmadı, biz evrende olan olayların sonucunda ortaya çıktık. Eğer şartlar değişik olsaydı ortaya hiç çıkmayabilirdik. Ya da başka bir şekilde baş gösterebilirdik. Şimdi gelelim sizin örneklerinize:
    Mustafa Okat 11 Ocak 2016
  • 0
    Biz bir sonucuz, bir neden değiliz. Yani evrende olan bir takım olayların sonucunda biz olduk. Yani bazı olaylar daha değişik olsaydı hiç olmayabilirdik ya da başka bir yerde, başka bir biçimde olabilirdik. Ama biz bir sonucuz. Evrenin aynı benzer şartları sağlayan yerlerinde aynı bizim benzerimiz bir canlı oluşumu olabilir. Şimdi sizin örneğinize gelelim. Bir masanın kendi kendine oluşması çok düşük bir ihtimal, bir insan tarafından oluşturulması çok yüksek bir ihtimal. Ancak burada masa bir sonuçtur. Bir takım nedenler ve olaylar bir araya gelir ve masa oluşur. Ancak evrendeki sonsuz zamanı göz önünde bulundurursak en düşük ihtimal bile gerçekleşmek "zorunda" kalıyor. Ha erken gerçekleşir ha geç gerçekleşir.
    Mustafa Okat 11 Ocak 2016
  • 0
    Biz bir sonucuz, bir neden değiliz. Yani evrende olan bir takım olayların sonucunda biz olduk. Yani bazı olaylar daha değişik olsaydı hiç olmayabilirdik ya da başka bir yerde, başka bir biçimde olabilirdik. Ama biz bir sonucuz. Evrenin aynı benzer şartları sağlayan yerlerinde aynı bizim benzerimiz bir canlı oluşumu olabilir. Şimdi sizin örneğinize gelelim. Bir masanın kendi kendine oluşması çok düşük bir ihtimal, bir insan tarafından oluşturulması çok yüksek bir ihtimal. Ancak burada masa bir sonuçtur. Bir takım nedenler ve olaylar bir araya gelir ve masa oluşur. Ancak evrendeki sonsuz zamanı göz önünde bulundurursak en düşük ihtimal bile gerçekleşmek "zorunda" kalıyor. Ha erken gerçekleşir ha geç gerçekleşir ama gerçekleşir. Sizin örneğinizde ortaya çıkabilecek ürünler bir insanın yapabileceği ürünler ancak yine bir "sonuç"tur. Nedensellik söz konusudur.
    Mustafa Okat 11 Ocak 2016
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap