Ana Menü
Ana Sayfa
Videolar
Fotoğraflar
Haberler
Dersler
Belgeler
Ekstra
Tartışma Panosu
Ziyaretçi Defteri

Oturum Aç
Şifremi unuttum?
Kayıt Ol
Servislerimiz
Etkinlik Kulübü
Fizikist E-Dergi
Araç Çubuğu

 Tüm kadroyu görün

Her profesör bilim adamı mı? | Fizikist

Her profesör bilim adamı mı?

Paylaş

Bilim deyince akla YÖK, üniversiteler ve TÜBİTAK benzeri kurumlar geliyor. Onların en tepesindekiler ne kadar bilimle haşır neşirse, arkadan gelenler de o kadar, o donanımda olacak beklentisi hâkim.




Ama bazen çok farklı durumlarla karşılaşabiliyorsunuz!..
Prof. Dr. Kemal Gürüz, bu konulara en fazla kafa yormuş YÖK başkanlarından biri. Yakında, bir sektör olarak yükseköğretimin her yönüyle ele alındığı bir kitabı ABD'de yayımlanacak.
Bu yüzden, bu soruyu ona sorduk: Kendisini bir bilim insanı olarak görüyor mu? Bilim adamı olmak o kadar kolay mı? İşte cevabı:

"1973'te doktoramı aldım. Kendi dalım olan kimya mühendisliği alanında, KTÜ Rektörü olarak atandığım Ağustos 1985'e kadar süren fiili 12 yıllık eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetim var. Ondan sonra, çok kısa süren iki dönem dışında, hep idari görevlerde bulundum ve esasen bu tür faaliyetler yürütmeye zamanım olmadı.

Bu süre zarfında, üç doktora ve 18 yüksek lisans tezi yönettim. Öğrencilerimin üçü bildiğim kadarıyla şimdi profesör. Bunlardan biri, ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü'nün bir önceki başkanıydı, şimdi Yeditepe'de.
ODTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü olduğum 1984'ten bu yana ise bugün artık kendi başına bir eğitim-öğretim ve araştırma alanı haline gelmiş olan, yükseköğretim, bilim ve teknoloji yönetiminin birçok cephesi üzerinde kafa yordum, çok sayıda metin yazdım ve konuşma yaptım. Bunları uzun uzun listeler halinde, isteyene gönderebilirim.
Ben hiçbir zaman, İngilizce tabiriyle "scientist and scholar," eski Türkçe tabiriyle "âlim" anlamında, dünya çapında "bilim adamı" olma iddiasında olmadım. Tersine hep şunu söyledim:

"Ben profesörlük için gereken şartları sağlamış bir kişiyim, ama bu bana otomatik olarak "ben bilim adamıyım" deme hakkını da vermez. Eğer ben bu iddiada olursam, örneğin, Celal Şengör, Erdoğan Şuhubi ve Namık Kemal Pak'a karşı ayıp etmiş olurum. Benim özgeçmişim ortada. Buna göre, her önüne gelen doçent ve profesör kendini aynı zamanda, yukarıda belirttiğim anlamda "bilim insanı" olarak takdim etmeye kalkarsa, o da bana karşı ayıp olur.
İşte bu nedenlerle tekrar ediyorum: Ben kendimi âlim ve scholar olarak göremiyorum. Çünkü bu sıfatları gerçekten hak eden birçok insanı, yurtiçinde ve yurtdışında çok yakından tanıma ve onlarla çok yakın çalışma fırsatım oldu.
Bu nedenlerle, önüne gelen doçent ve profesörlerin kendi kendilerince ya da yoldaş veya imandaşları tarafından kamuoyuna "bilim insanı" olarak takdim edilmelerini, gazete veya televizyonlarda hak etmedikleri sıfatlarla ahkâm kesmelerini, hak etmedikleri yerlere gelmelerini de doğrusu yadırgıyorum ve kabullenemiyorum."
Özetin özeti: YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, yeni düzenlemeler yaparken, akademik unvanların uluorta kullanılmasına da umarız bir çekidüzen getirir. Kim akademisyen, kim bilim insanı; bu artık birbirinden ayrılmalıdır.
Oktay  Telsaç