Hayvanlar, Rakamlar Hakkında Ne Düşünüyor?
Hayvanların ‘’zeki’’ oldukları hakkında birçok şey duymuşuzdur. İş aletlerini kullanabilenler, iletişim kurabilenler, problemleri kavrayabilenler ve dahası... Peki konumuz matematik olunca?

Aslında her şey, 1891 yılında emekli Alman öğretmen Wilhelm von Osten’in atına matematik öğretmeye karar vermesiyle başladı.

Temel toplama ve çıkarma deneyimlerinden sonra, Osten başarıya yaklaştığının farkındaydı. At, şekillere ve görsel problemlere yeri eşeleyerek cevap veriyordu, hatta kolay yoldan şartlanarak çarpma ve bölme gibi komplike işlemleri bile doğru sonuçlandırabiliyordu. Atın yeteneklerinin bütün Avrupa’da dilden dile dolaşmasının ardından Almanya’da bir eğitim kurulu konuyu araştırmak ister ve kontroller sonrasında atın aslında matematiksel işlemler yapmadığı, aksine soruyu soran kişinin verbal olmayan hareketlerine tepki verdiği ortaya çıkar. At, soruyu soran kişi aynı şekilde cevabı da bildiği için, onun hareketlerinden doğru çıkarımı yapabiliyor ve yeri eşeleyerek tıpkı mors alfabesi gibi kodluyordu.

Bu araştırma, emekli öğretmen Wilhelm von Osten için tam anlamıyla hayal kırıklığı olsa da, zamanla meraklı bilim adamları konuyu farklı bir şekilde ele almaya başladılar. Hayvanlar, doğru yanıtı veremeseler bile, çizim tahtasına yerleştirilen sayıları ve objeleri nasıl rakamlandırarak kurguluyorlardı?

(Görsel 1)

Hesaplamaların birçok farklı kombinasyonlar gerektirdiğini ve bunların her birinin farklı işlemlere neden olduğunu biliyoruz. Yapılan araştırmalarda, birçok türün gerçekte biz insanları çözüm yolunda zorlayacak matematik işlemlerini çok kısa sürede doğru şekilde yanıtlayabildikleri ortaya çıkmıştır. O zaman asıl sorumuz, neden bazı hayvanlar sadece güdüleriyle hareket ederken diğerleri birer matematik dahisidir şeklinde olmalıdır.

Yeni Zelanda’da Victoria Üniversitesi’de yapılan bir deneyi ele alalım. Araştırmacı Kevin C. Burns ve öğrencileri, tamamen doğal yaşama adanmış bir ormanda devrilmiş birkaç ağaç kütüğüne delikler açar ve bu deliklerin her birinin içine farklı sayılarda kurtçuklar bırakarak kuşların yemesini beklerler. Bu işlem birkaç defa tekrarlandıktan sonra Kevin C. Burns, kuşlardan gizli olarak deliklere koyulacak kurtçukların sayısını azaltır. Kuşlar geri geldiğinde ise, eksik olan yemeklerini bulma çabasıyla kütüğü gagalamaya başlarlar. Araştırmanın sonucuna göre; bazı kuş türleri 3-4’e kadar sayabildiği halde, nar bülbülü olarak bildiğimiz Kızılgerdan kuşlarının 12’ye kadar sayabildiği kanıtlanmıştır (1).

Rochester Üniversitesi’ndeki maymunları duymayanımız yoktur. Farklı boyut ve renklerdeki objeleri sıralamada hatasız sonuç üretirken, boyutları aynı olmasına karşın renkleri farklı olan onlarca nesneyi, karıştırıldıkları halde ilk gördükleri düzende ve sayıda dizmeyi başarmışlardır. Her ne kadar öğrenciler ile yarıştıkları sırada daha yavaş olsalar da, öğrencilerden daha doğru skorlar elde eden maymunlara pekiştireç olarak meyve verilmiştir (2).  Farklı üniversitelerdeki araştırmacılar aynı şekilde hint şebekleri ve şempanzeler ile yaptıkları deneylerde, bu hayvanların renkleri ve boyutları tamamen aynı olan nesneleri sayılarına göre sıralamayı başardıklarını kanıtlamışlardır. Deneylerin sonucunda yapılan çıkarımlarda ise, erken yaşta matematik ile tanışan çocukların, etkili ve olumlu bir şartlanma ile ilerleyen yaşlarda daha komplike matematiksel problemleri daha rahat çözebildikleri ortaya konmuştur.

Aslan ve sırtlanların bütün sürüdeki üyeleri sayabildikleri, güvercinlerin soyut matematiksel tahminler yaparak yönlerini bulabildikleri ve yunusların ondalık sayılarda toplama ve çıkarma yapabildikleri de gözlem yoluyla tespit edilmiştir. Bütün bu hayvanlar, gerek şartlanarak gerek içgüdüsel olarak yaşam mücadelesi verirken işlerine yarayacak temel matematik hesaplarını öğrenmiş ve uygulamaya koymuşlardır. Çoğu evcil hayvan sadece şartlanarak ve ödüllendirilerek yönlendirilebildikleri halde, doğal yaşamda hayvanların aritmetik zekası fazlasıyla gelişebilmektedir. Davranışsal olarak aynı yöntemleri geliştiren ve kendi türünden izole yaşamlar sürdüğünde bile doğuştan güdülenen hayvanlar, tıpkı insan beyni gibi farklılıklar gösterebiliyorlar. Karmaşık hesaplamalar yapabilen kargaların beyinlerinde ön Nidopallium gelişirken, ki aritmetik zekanın gelişmesi için gereken sinir hücreleri burada bulunur, maymunların ise insan beynine benzer Prefrontal Kortex sahibi oldukları gözlenmiştir. Kargalar, maymunlar kadar kompleks bir beyin yapısına sahip olmasalar bile, hayatta kalmalarını sağlayacak temel bilgilere Nidopallium sayesinde erişebilmektedirler.

 

(Görsel 2)

İnsanların sonradan öğrenebilme ve kişisel gelişimi yönlendirme yeteneğinin aksine, hayvanlarda öğrenim kalıtsaldır ve bizim ‘kedimiz iki ayak üzerinde yürümeyi öğrendi’ diye belirttiğimiz bir olay aslında öğrenmeden ziyade koşullanmadır. Eğer öğrenme, paylaşım ile parallelik gösteriyorsa, hayvanlarda aritmetik zekanın stabil seyretmesi, kalıtsal olan yeteneklerin paylaşılmadığı için öğrenim yoluyla gelişmemesinden kaynaklanır. Kısacası, çoğu hayvanın hesaplayabilmesinin tek nedeni temel yaşama içgüdüsünden kaynaklanır.

Kaynaklar
[1] Article: Proceedings of the Royal Society B, Kevin C. Burns. 2012
[2] Book: Animals by the Numbers - Steve Jenkins

Görsel Kaynaklar
Kapak: https://www.sciencenewsforstudents.org/sites/default/files/2016/12/main/articles/860_animalmath_main.png
Görsel 1 : https://espressoscience.files.wordpress.com/2016/09/cleverhans.jpg
Görsel 2 : https://www.sciencenewsforstudents.org/sites/default/files/scald-image/730_inline3_animalmath.png

Mehmet YAR
İngilizce Öğretmeni / Eskişehir -

0 yorum